MONOGRAFİ
ÖNSÖZ
Bütün bilimler, tarihi süreç içerisinde teker teker felsefeden çıkmışlardır. Bu bilimlerin içerisinden en gönç olanı ise sosyolojidir. Sosyoloji hem fertleri hem de cemiyeti inceler. Bu yönüyle çok karmaşık bir yapıya sahiptir. İncelenen konu cemiyet olunca hadise daha da hassas olmaktadır. Çünkü hem cemiyetin fiziki yapısını hem de kültürel yapısını incelemek gerekiyor.
Biz de "Erikdibi Köyü Monografisi " isimli çalışmamızda köyün hem coğrafi yapısını inceledik hem de kültürel yapısını inceledik. Çalışmamız temelde üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmamızda izlenen metot, konusunda tespiti ve köyün coğrafi konumunu inceledik. İkinci bölümde ise köyün kültürel yapısını oluşturan; hayat tarzı, ekonomik yapısı, hukuki yapısı, aile yapısı koyun sosyal değişme şeklini inceledik. Üçüncü bölümde ise köyün idari yapısı, siyasi tercihi, köylünün dilek ve temennilerini , sonuç ve kaynakça, köyle ilgili resimleri koyduk.
Çalışmamız sırasında bize yardımcı olan Yrd.Doç.Dr.Mehmet YALVAÇ hocama ve yine Arş.Grv.
Ayrıca bu çalışmayı yaparken bana maddi desteği yanında manevi desteğini de esirgemeden ağabeyim sayın Cafer AFŞAR ve babam Yusuf ÖZ' e minnet duygularımı ifade etmek istiyorum. Yine bana yardımcı olan Erikdibi köyü halkına ve bazı verileri sunan meteoroloji bölge müdürlüğüne, ilçe seçim kuruluna ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına da teşekkürlerimi arz ederim
Mehmet DÖNMEZ hocama sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
İSMAİL ÖZ
MALATYA 1999
GİRİŞ
Monografi : Tipik birimleri üzerinde olduğu kadar, karşılaştırmalı bilgileri toplamak amacıyla yapılan araştırmalardır. Monografileri şu başlıklar altında çeşitleyebiliriz.
1. Köy-Şehir Monografileri
2. Örnek olay Monografileri
3. Sendika, parti gibi kuruluşların Monografileri
Köy ve kent gibi kuruluşların Monografileri incelenmesini kapsayan monografilerin bölgeleri ve her bölgenin karakteristik vasıflarına göre tipik sayılabilecek köy ve kentlerin üzerine yapılmış olmasını gerektirmektedir.
Ülkemizde son yıllarda şehir ve köy sahasında birtakım değişmeler vuku bulmuştur. Özellikle yollar ve çeşitli kitle iletişim araçlarının kasaba ve köylere kadar yayılması bu değişmelerin öneli nedenleri arasındadır.
Bu değişmeler geleneksel kapalı köy yapılarını etkilemiş bunun sonucu olarak ta şehirler önemli birer çekim merkezi haline gelmiştir.
Sosyolojinin önemli bir dalı olan köy sosyolojisinde II. Dünya Savaşı'ndan sonra en önemli ilerleme Amerika Birleşik Devletleri'nde göze çarpmaktadır. A.B.D. deki köy sosyolojisinin gelişimine paralel olarak II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ve Asya ülkelerinde de köy sosyolojisi, nüfusun büyük çoğunluğu köyde olmasına rağmen henüz doğuş halindedir. Köy sosyolojisi sahasında en hızlı ilerleme 1950-1960 ve 1961-1969 yılları arasında olmuştur.
İlk monografi çalışmalarını başlatan Le Play olmuştur. Le Play denilince akla ilk gelen kavramlar; aile, aile sınıflaması, aile bütçesi, monografi ve aile
monografileridir. Ayrıca gözlem tekniğini sosyolojiye ilk getiren yine O'dur. Le Play'ın "Scicnce Sociale" adlı okulun araştırma metodunu bazı Türk köylerine uygulamak suretiyle, Mehmet Ali ŞEVKİ Türkiye'de ilk bilimsel köy çalışmalarını başlatmıştır. Bu araştırmaların yanında Ziyaettin Fahri FINDIKOĞLU, Mümtaz TURHAN'ın bazı Türk köyleriyle ilgili önemli çalışmalarını kaydetmek gerekir.
Mümtaz TURHAN'ın Erzurum'un Horasan ilçesine bağlı köyler üzerinde yapmış olduğu araştırma Türkiye'deki ilk kültür değişmesi örneğini teşkil eder.
Tezi Hazırlama Amacı:
Bu tezi hazırlamamdaki amaç; Bayburt ili Aydıntepe ilçesine bağlı Erikdibi köyünün sosyo-kültürel ve iktisadi yapısını inceleyip bu alanlarda meydana gelen değişmeleri dile getirmekti.
Köy hayatı sürekli ilgimi çektiği için, köydeki yaşantıyı, onların dilek ve isteklerini dört yıl boyunca almış olduğu, onların dilek ve isteklerini dört yıl boyunca almış olduğum sosyoloji formasyonu ile dile getirmeye çalıştım. Bu amaç içinde bu tezi yazmaya karar verdim.
Yapmış olduğum köy monografisi araştırma planı başlıca üç bölümden oluşmaktadır.
Birinci bölümde, genel olarak köyün coğrafi konumu, köyün tarihçesi, köyün maddi şartları ve toplumsal hizmetlere yer verdim.
İkinci bölümde, köyün hayat tarzı, ekonomik yapı, demografik yapı, sağlık, aile yapısı, hukuk, eğitim ve sosyo-kültürel yapıya ait bazı özellikleri inceledim.
Üçüncü bölümde, köyün idari ve siyasi yapılanması ile köyde meydana gelen sosyal değişmeleri ele aldım.
Çalışmamın son kısmı ise köylülerin ortak dilek ve istekleri ile bibliyografya ve köye ait bazı fotoğraflardan oluşturmaktadır.
METOT
Erikdibi monografisine başlamadan önce lisans tezi düzeyindeki çalışmalarla Türkiye'de yapılmış olan köy monografisi örneklerini ve metot kitaplarını inceledik.
A.BİLGİYİ TOPLAMA
Monografi çalışmalarında her türlü metotlardan faydalanılmaktadır.
a. Müşahade Safhası :
Araştırmada gerekli bilgiyi toplayabilmek için köy halkı ile sık sık konuşmalar yaptık. Köyün hayatı ,iktisadi faaliyetleri vs. konularında bilgiler edindik. Bu bilgileri yazılı kaynaklar ile desteklemek amacıyla çeşitli kuruluşlardan edindiğimiz bilgiler ile karşılaştırdık. Ve köy muhtarından aldığımız bilgileri değerlendirdik.
b. Ön Araştırma:
Yukarı da belirtmeye çalıştığımız gibi daha önceden yaptığımız çalışmaların yanı sıra; köy hayatını yakından tanıdığımız halde, bir süre köyde kalarak hadiseleri derinliğine ve doğrudan doğruya müşahede ettik.
c. Örnek Seçim:
Örnek grubumuzu köyün bütün vasıflarını temsil edecek şekilde tamamen tesadüfi olarak belirledik. Tesadüfi sıraladığımız hane reislerinin her biri ile ayrı ayrı mülakat yaptık.
KÖY TANIMLARI
Konumuz olan Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan Bayburt ili Aydıntepe İlçesine bağlı Erikdibi Köyünü incelerken ilk önce bazı köy tanımlarına değinmenin faydalı olacağını düşünüyoruz. Şimdi bunlardan başlıcalarını inceleyelim:
Ferit Develioğlu'na Göre:
Kuy;Köy; 1-köy, 2- Mahalle ve İşlek yol, sokak 3- Sevgilinin bulunduğu yerdir.
Şemsettin Sami'ye Göre:
Köy; Mütemekkin insanların ikamet ettikleri evler mecmu'unun küçüğü ki kasabadan farkı hanelerinin azlığıyla beraber çarşı ve pazarı olmaması ve ahalisinin ekseriya ziraatla meşguliyetleri cihetiyle ve ahur ve ağıl gibi şeylerle karışık olmasıdır.
Türk Dil Kurumu'na Göre:
Köy; En çoğu, oturanları çiftçilerden ibaret olan, kasabadan küçük ev topluluğu olarak olarak tanımlanmaktadır.
Madde 1- Nüfusu iki binde aşağı yurtlara köy denir.
Madde 2- Cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanlar bağ, bahçe ve tarlalarıyla birlikte bir köy teşkil ederler.
I.BÖLÜM
A-) Köyün Coğrafi Konumu
1- Tabii Çevre
Köyün üç tarafı dağlarla çevrilidir. Güneye bakan yönü açıktır. Köy iki akarsu vadisinin ortasında kurulmuştur. Doğusunda kuşluk dağı batısında kilise tepesi ve kuzey yönünde yine küçük tepelerle çevrilidir.
Köy Bayburt ilinin kuzey yönünde olup il merkezine yaklaşık 20 km mesafededir.
2- Civar Köyler ve Bu Köylerle Bağlantısı
Erik dibi köyünün doğusunda Seyyid-i Yakup köyü, Batısında Karlıca, güneyinde Akbulut kuzeyinde de çiğdemlik köyleri bulunmaktadır.
Bu köylerle olan bağlantısı yaz ve kış ayları itibariyle değişiklik arz etmektedir. Kış aylarında bu ulaşım zaten stebilize olan yollarda daha güçlükle yapılmakta iken yazın daha kolaydır. Köylüler arasındaki kış alış verişle gelişen hısım akrabalıkları bu köyler arasındaki etkileşimi artırmıştır. Bu köylerin Erikdibi köyüne olan uzaklığı yaklaşık 2 - 2,5 km dir.
3- İklim
Köyün iklimi karasal iklime yakın bir özelliktedir. Köy Karadeniz dağlarının eteğinde olduğu için geçiş bölgesi özelliğindedir. Yazlar sıcak ve özellikle Temmuz Ağustos aylarında kurak bir özellik taşır. En sıcak ay ağustos en soğuk ay ocaktır. Bu aylarda ki en yüksek sıcaklıklar ise 42.3 en düşük sıcaklık ise - 32.3 'tür. Yağışlar ilk ve son baharda yağmur şeklinde olurken kışın kar şeklinde olmaktadır. Hem geçiş bölgesi olması hem de dağın eteğinde olması sebebiyle bol rüzgarlıdır.
Yazın hemen hemen her gün öğleden sonra rüzgar esmektedir. Bu rüzgarın şiddeti bazen fırtınayı andıracak şekildedir. Köyde esen bu rüzgar büyük kütleli ağaçları yere devirmektedir. Kışın kar tipisi şeklinde olmaktadır.
Önceki yıllarla kısıtlı teknoloji imkanlarına sahip insanlar at sırtında veya yürüme bu yolları aşarken bir çok insan bu kar tipilerinde boğularak can vermiş hatta birçok ailenin hayatını yıkmıştır. Günümüzde bu tür olaylar hiç rastlanmaktadır. Her şeye rağmen bir kısmı, göç eden insanların dışında bu zor şartlarla mücadele etmiş ve halen buralarda yaşamını sürdürmektedir.
AYLIK YAĞIŞ DEĞERLER
|
Ocak
|
Şubat
|
Mart
|
Nisan
|
Mayıs
|
Haziran
|
Temmuz
|
Ağustos
|
Eylül
|
Ekim
|
Kasım
|
Aralık
|
|
24.6
|
28.7
|
38.0
|
56.8
|
68.8
|
52.3
|
25.1
|
15.6
|
23.3
|
38.9
|
34.0
|
27.2
|
GÜNLÜK YAĞIŞ DEĞERLERİ
|
Ocak
|
Şubat
|
Mart
|
Nisan
|
Mayıs
|
Haziran
|
Temmuz
|
Ağustos
|
Eylül
|
Ekim
|
Kasım
|
Aralık
|
|
19.7
|
23.5
|
21.3
|
38.0
|
57.6
|
61.5
|
31.7
|
36.0
|
31.5
|
71.2
|
37.3
|
20.7
|
Yıllık maksimum 433.4 mm yağış kaydedilmektedir.
4- Haberleşme ve Ulaşım
Haberleşmenin geçmişine ve bugününe bir bakacak olursak eski yıllarda bugünden farklı yöntemler uygulandığı görülmektedir. Her dönemde olduğu gibi insanlar o dönemin şartlarına da uyum sağlamıştır. Haberleşme köy bekçileri denilen kişiler tarafından sağlanmıştır. Düğün, ölüm vb. gibi önemli hadiseleri civardaki köylere bildirmişlerdir. Fakat 1983 yılında köye gelen ilk telefonla haberleşme imkanı kolaylaşmış ve bir modernleşme sağlanmıştır. 1983 yılından 1995 yılına kadar tek telefonla verilen hizmet bugün artık bütün evlere girmiştir. Köyde 70 adet telefon bulunmaktadır. Haberleşmedeki bu gelişme köy bekçilerinin hizmet alanlarını değişmiştir. Köy bekçileri bugün artık arazinin sulama takibi arazinin korunması vb. gibi işlerde çalışmaktadırlar.
B. Köyün Tarihçesi
"Yurdumuz tarihinin ilk çağlarından beri, değişik ulusların yerleştiği, uygarlıklar kurduğu, dünyanın ender yerlerinden biridir. Günümüze kadar ulaşan kalıntılar bunu kanıtlamaktadır. Türk tarihinin uzun süreci boyunca yer adlarının değiştirilmesi yaygın bir eğilim, hele bir devlet politikası yapılmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da uzun süre yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasından büyük karışıklıklara yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi yoluna gidilmiştir. 1940'lı yıllarda konunun milli varlığımız ile yakın ilgisi görülmüş ve meskun yer adları ile tabii benimsenmiştir. 1956 yılında "Adududdevle Değiştirme İhtisas Kurulu" kurulmuş 1.3.1957 tarihinden itibaren çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmalar 1.12.1970 tarihinden itibaren durmuş. Şubat 1973 yılında özel bir komisyon yeniden çalışmaya başlamıştır. " Ad Değiştirme ve İhtisas Kurulu" yeniden kurulmuş. Çalışmalar 1978 yılına kadar devam etmiştir. 1978 yılında başbakanlık tarafından tarihi değeri olan yer adlarının da değiştirildiği gerekçesiyle durdurulmuştur. Ad değiştirme çalışmalarına 1983 yılında başbakanlıkça tekrar izin verilmesi üzerine konu bir yönetmenliğe bağlanarak çalışmalara yeniden başlanmıştır.
Köyün kuruluş tarihi bilinmemektedir. Köyün isminin çıkış kaynağını araştırdığımızda köyün iki dönemde iki farklı isminin tespit etmekteyiz. İlk ismi Paynik'tir. Farsça iki kelimeden meydana gelmiştir. "Pay" ve "Nik" yani iyi veren yer anlamındadır. Aslında sanki köyün tabii çevresini anlatırken değindiğimiz şeylere tezat gibi görünen bu isim yanlış verilmemiştir. Köyün yaşlılarının anlattıklarından bu ismin doğru olduğu anlaşılmaktadır. Köyde ve civarında bir iklim değişikliği yaşanmış ve önceden üzüm bağları olan ve bol ormanlarla çevrili olan bu bölge, bugün bu özelliğini kaybetmiştir. Daha sonra köylerin isimlerinin Türkçeleştirilmesi hareketiyle Cumhuriyetten sonra yeni bir isim verilmiştir. Verilen yeni "Erikdibi" ismi de bir manaya dayanılarak verilmiştir. Köyde bol miktarda yetişen yabani erik olması sebebiyle köye bu isim verilmiştir.
Birinci Dünya Savaşından sonra 1918-1925 yılları arasında köyün tarihinde önemli bazı hadiselerin yaşandığını öğreniyoruz. Bunlar daha ziyade ermeni işgaliyle yaşanan hadiselerdir. Bu konudaki bilgileri arşiv çalışmalarıyla tanınan ve Erikdibi köyü nüfusuna kayıtlı Mehmet hoca oğlundan aldık. Köyün Rus ve Ermeni işgalini şöyle anlatıyor.
"Sıcak bir yaz günüydü köyde göç hazırlıkları başlamıştı. Öküz arabalarına yatak, kap kaçaklar yükleniyordu. Babam sabahleyin bütün tavuklarımızı kesti annem de kızarttı, tandırda ekmekte yaptı birlikte arabaya yüklediler. Ayaklarımıza yeni çarıklar geçirdik yatsıdan sonra ay ışığında yola çıkacaktık. Evet bu gece doğup büyüdüğümüz yeri belki de bir daha görmemek üzere terke hazırlanıyorduk. Akşam karanlığının başlamasıyla Köyümüze ancak on dakika uzaklıkta olan Kuşluk Dağının üzerinde ışıkların yandığı görüldü. Köyde bir kaynaşma başladı. Bu ışıklar neyin nesi? Az sonra anlaşıldı. Rus askerlerinin yaktıkları ocakların ışıkları... Göç yolunun gündüzden Ruslar tarafından kesildiği. Askerlerimizin iki saat kadar uzaklara çekildiği haberi geldi.
Göçmenin mümkün olmadığı anlaşılınca arabalardaki yükler tekrar yerlerine kondu. Şaşkınlık, korku, telaş ve üzüntü ile geçen bir gece.... sabah oldu güneşin doğmasıyla karınca misali Rus askerlerinin köye doğru ilerlediği görüldü Rus işgali başlamıştı.
Irza tecavüz korkusundan köy kadınları içten içe bir samanlığa yerleştirilmiş, Ruslar aç kurt gibi daldılar yağmaya koyuldular. Babam elimden tuttu evimizin bir köşesine oturduk. Ruslar ellerine geçeni alıp götürüyor bizde seyrediyorduk. Yatak, kap kaçak ne buluyorlarsa ellerine ne geçiyorlarsa alıp götürüyorlardı. Soygun ve yağma akşama kadar sürdü. Köyümüzde yağma bir gün sürmüştü. Bu Rus işgalinden sonra köy halkı yoksul bir duruma düşmüş ve ellerindeki her şeyi kaybetmişlerdir." Bu yağmanın meydana geldiği yaz ayını takip eden yaz meydana gelen Ermeni İşgalini yine Mehmet Hoca oğlu şöyle anlatıyordu.
"Yine günler birbirini kovaladı, yaz geldi bu defada başka bir bela belirdi. Ermeniler; Rusların yardımıyla bize yakın köylerde ileri gelenlerden bazılarının mallarını yağmalamaya, kendilerini öldürmeye başladılar. Bu felaket bir gün bizim köyün başına da gelecekti. Fakat görülüyor ki Ermeni işgali sırasında yalnız Bayburt merkezinde çatışmalar olmuş ve Bayburt'un bir çok köyünde de çatışmalar söz konusu olmuştur"
Rus işgali sırasında 16 yaşında olan 1900 doğumlu H. Tayyar Çalışkan kızı Necibe Çalışkan ise köyümüzdeki Rus işgalini babasından dinlediği şekliyle şu şekilde nakletmiştir.
"Soğanlı dağlarında askerlerimiz savaşıyor. Analarımız ve ninelerimiz eldiven, çorap, kazak vb. askere gönderiyordu üşümesinler diye.
Babamlar bir bakmışlar ki askerimiz süvarilerle kaçıyor daha sonra askerimizin ardından Rus askerleri köyü işgal etmiş fakat köyümüz işgal edilmeden bir takım hazırlıklar yapmıştır. Fakat daha sonra Rusların köye yaklaştığı duyulunca vaz geçilmiştir. Kızlar ve gelinler amcamların samanlığında saklanmışlar. Samanlıktaki şahıslar şöyle düşünmüşler. Eğer Ruslar bizim buruda toplandığımızı duyarlarsa bize daha kötü muamele yaparlar. Bunun için halk akşamleyin ikişer ikişer evlerine dağılmışlar. Kadınlar ve kızlar köyde pek erkek kalmadığı için daha çok korkmuşlardır. Erkeklerin çoğunluğu askere gitmiş.
Daha sonra köyümüz işgal edildi, Rus askerleri evlere dalarak her şeye el koydular. Köyde büyük yağmalamalar oldu. Rusça'yı iyi bilen kişiler tepsiye tuz ve ekmek koyup, Rus komutanına bu köy çok acı çekti ve çok yağmalandı artık bir şeyimiz kalmadı. Rus komutan da tuz ve ekmekten bir parça almış ve bu köye artık dokunmayın diye askerlerine emir vermiş" ve bunun üzerine yağmalamadan kurtulmuştur.
C- Köyün Maddi Kaynakları
1. Köyün sınırları
Erikdibi köyü Bayburt'un Kuzeyinde yer alır. Köyün kuzeyinde Çiğdemlik doğusunda Seyyid-i Yakup Güneyinde Akbulut Batısında ise Karlıca köyleriyle sınırları vardır. Köyün sınırları geniştir. Fakat bu geniş arazinin çok az kısmında tarım yapılabilmektedir. Diğer kısımlar tarıma elverişsiz sulama imkanı bulunmayan ve aynı zamanda ulaşım imkanı olmayan işlenmesi zor olan bozkırlar şeklindedir. Buralar hayvan otlağı durumundaki köy merasıdır.
2. Toprak
Ekim yapılan kısımlarda toprak verimlidir. Sulama yapılan kısımlarda toprak humus yönünden zengindir. Fakat bunu destekleyici şekilde bir iklim özelliğinin olmayışı ancak belirli bitkilerin ekilmesine imkan vermektedir. Fasulye, patates, lahana, şeker pancarı gibi. Köyün toprağı biber patlıcan, domates gibi iyi iklim koşulları isteyen bitkilerin yetişmesine müsaittir. Fakat aşırı rüzgar ve bunun ardından sabahleyin toprağa çöken çiğ bu bitkilerin ekilmesini imkansızlaştırmaktadır. Rüzgardan korunabilen kısımlarda bu bitkilerin ekiminden olumlu yönde bir hasat yapılabildiği bazı köylüler tarafından ortaya konmuş ve deneme mahiyetinde ekim yapılmıştır.
3. Köyün Yerleşim Tipi ve Meskenlerin Yapısı
Köyün yerleşimi "Toplu Köy" tipine uygundur. Köyün toplu oluşu buraya getirilen alt yapı hizmetlerini kolaylaştırmıştır. Su, kanalizasyon, elektrik vb. Fakat toplu köy tipinin zararlarından olan evlerin araziye uzaklığından bahsetmek mümkün değildir. Köyün arazisi genellikle köye yakındır. Köyün etrafında yer almaktadır. Köye en uzak arazi yaklaşık 1 km. mesafededir. Bu da insanların arazileriyle ilgilenme ve gidiş gelişlerini olumsuz yönde etkilememektedir.
Köyün toplu oluşu ailelerin birbirleriyle daha sıkı ilişkilere girmesine neden olmuştur. ilişkiler daha samimi ve içtendir. İnsanlar birbirlerini çok iyi tanıdıklarını ifade etmektedirler. Zor günlerinde birbirlerinin yardımına koşmayı bir görev saymaktadırlar.
G. Enerji Kaynakları
1) Su ve Elektrik Şebekesi
Köye su şebekesi 1970-71 yıllarında yapılmıştır. Daha önce insanlar su ihtiyaçlarını ve hayvanlarının su ihtiyaçlarını köyün batı kısmından akan dereden karşılamıştır. Daha sonra su şebekesi yapılınca insanlar çok büyük bir rahata kavuşmuşlardır. Günümüzde bütün evlerde su vardır. Dağlarda bulunan zengin su kaynakları bu şekilde insanlarının evinin içerisinde hizmetlerine sunulmuştur.
Elektrik ise köye 1982-83 yıllarında gelmiş ve köye yepyeni bir çehre ve güzellik kazandırmıştır. İnsanlar artık bir çok ihtiyaçlarını elektrikle çalışan ev aletleriyle yapmaya başlamış, diğer işleri için ayıracakları zaman açısından büyük kazanımlar elde etmişlerdir.
2) Yakacak ve Isınma Kaynakları
Köy halkı ısınma ihtiyacını karşılamak için kendi yetiştirdikleri kavak ve söğüt ağaçlarının bir kısmını kesmek suretiyle bunların dışında tezek ve kerme denilen ve hayvan dışkılarının kurutulmasıyla karşılamaktadır. Köyde kömür kullanımı yok denecek kadar azdır sadece bir iki ailede kömür kullanılmaktadır.
Tezeğin kullanımı köyde önemlidir. Bunun sebebi topraktan yapılmış, Evlerde yada son yıllarda bu iş için özel olarak yapılan tandırlık denen bölmelerde toprağa gömülü tandırlarda yakılmaktadır. Köylülere göre en ideal yakacaktır. Bu yakacağın yandıktan sonraki korunan ısısı uzun zaman devam ettiği için insanlar ekmeklerini bu korda pişirir ve yemeklerini de pişmesi için bu ateş üzerine bırakırlar ve orada uzun süre kalabilmesini sağlarlar. Ayrıca insanlar kışın bu tandır üzerine büyük bir minder bırakmak suretiyle bu minderin altına girip ısınma ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Bu yakacağın korunun herhangi bir koku yada zehirli gaz çıkararak insan sağlığını tehdit edecek bir unsuru olmaması bunun kullanımını daha da cazip hale getirmiştir.
3) Köyün Ortak Malları
Köyün ortak malları olan,mera otlak vb. şeylerde iyi denebilecek durumdadır. Hayvan otlağının geniş olmasına rağmen ot yönünden pek zengin olmaması biraz sıkıntı meydana getirmektedir. Aynı zamanda otlakların taşlık ve keven denilen bir bitkiyle kaplı olması da hayvan otlatılmasını zorlaştırmaktadır. Köyde iki çeşme, insanların araziye rahatça ulaşmasını sağlayan bir köprü vardır. Bunlar yine köylü tarafından imece faaliyeti olarak ortaya konmuştur. Köyün kuzeyinde ve köyden bakıldığında görülemeyen yalnızca cami ve okulun yakacak ihtiyacının karşıladığını köyün kullanımına yasak olan pek büyük olmayan bir pelitlik türü orman bulunmaktadır.
Ayrıca köye ait olan ve gelirinin cami ve okulun masraflarına harcandığı bir tarla bulunmaktadır. Bu tarlanın kullanımı ayrıca köye gelen insan yada öğretmene sebze vb. gibi ihtiyaçlarını karşılaması için verilmektedir. İlk okul lojman,cami ve köy odası da yine köyün ortak malı olarak buradaki insanlara hizmet vermektedir.
Köy Camii 1973 yılında hizmete girmiştir ve köylü tarafından ortak yapılmıştır. Ayrıca yakın köylerden de yardım toplanmıştır. Köy ilkokulu 1955 yılından buyana hizmet vermektedir.
4) Toplumsal Hizmetleri
Köyde toplumsal hizmetler oldukça geri kalmış düzeydedir. Sağlık konusunda insanlara hizmet verecek hiçbir hizmet kuruluşu yoktur. Köye en yakın Sağlık ocağı 6.7 km. mesafededir. Ve ulaşım imkanları fazla gelişmemiştir. Köyü şehire bağlayan toprak bir yol vardır. Bu yol Bayburt'u Karadeniz'e bağlayan Çaykara yolu olmasına rağmen bir düzeltme ve asfaltlama yapılmamıştır. Kışın ve yağmurlu havalarda bu yollar çamur olmakta ve ulaşım zorlaşmaktadır.
Köyde bir kooperatif yapılmış fakat devam ettirilmemiştir. Yurt dışına işçi olarak gitmek isteyen kişiler tarafından 1970'li yıllarda yaptırılmıştır. Şu anda bomboş bir halde bir harabe olmayı beklemektedir. Köyün ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap veremeyen berber ve çamaşırhane gibi ihtiyaçları karşılayan yerler yoktur bunları insanlar kendi evlerinde yaparlar. Berberlik yapan kişiler herhangi bir karşılık beklemeden insanların bu ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.
Daha önceleri şahıslara ait köy odalarından karşılanan bu ihtiyaçlar Köydeki kişilerin teşebbüsleriyle, Düğün ve cenaze işlerinin yapıldığı bir köy odası yapılmıştır.
Köyde kurs hizmetleri son derece zayıftır. 1982-83 de kurulan diyanete bağlı bir kuran kursa bulunmaktaydı. Fakat buda 1995'te kapanmıştır, ve yalnızca yazın hizmet veren bir kurs haline gelmiştir.
II. BÖLÜM
A) Hayat Tarzı
1) Giyim Kuşam: Köydeki giyim kuşam günümüzdeki konfeksiyon tarzı giyim kuşamdır. Bunun dışına çıkan bir giyim tarzını yalnızca yaşlı kadınlarda görmek mümkündür. Başlarında yazma onun üzerinde atkı uzun bir entari ve bu entari üzerine bağlanan bir peştamal el örmesi yelek bulunmaktadır.
Koy halkı genellikle tarlada çalıştığından ayrıca çok yoğun bir çalışma yaşamı içerisinde olduğundan özellikle yaz aylarında daha sade ve daha kullanışlı kıyafetleri giyerler. Özel günlerde ve düğünlerde ise o günler için bulundurdukları daha düzgün ve konfeksiyonlarda imal edilen güncel kıyafetlerdir.
1.1) Meskenlerin İç Düzeni ve Kullanım Özellikleri : Ortada büyük bir bölme vardır. Bütün günlük ihtiyaçlar buruda karşılanır. Fakat elektriğin köye gelmesinden sonra evlerde kullanılan elektrikli cihazlar insanların yaşamını kolaylaştırmıştır. Geleneksel ev yapımı tarzının dışına çıkan evlerde vardır. bu evlerde şehir tarzını görmek mümkündür. Odalar genellikle iki tanedir ve yatak odası olarak kullanılır. Genellikle yer yatağı ve yorgan, işlemeli kılıfları olan yün yastıklar kullanılır. Odalarda peke denen yüksek kısımlar vardır. bu kısımlarda yaşlılar oturur. Yaşlılar varken buralara küçüklerin oturması saygısızlık olarak kabul edilir.
Elbiseler odalarda bir duvara çakılmış askıya asılır ve üzeri özel olarak yapılmış nakışlı ve alt kısmı dantelli olan bir örtüyle örtülür. Hem tozlanmaları hem de kötü bir görünün oluşturmaları engellenmiş olur.
Ayrıca gelinlerin kendi yatak odaları için yapmış oldukları özel çeyizler vardır. Yatakları özenle işledikleri nakışlı örtülerle süslerler. Fakat günümüzde bu geleneksel tarzın dışında kullanılan yatak odası da yaygın bir durumdadır.
Ayrıca evlerin dışında yer alan misafir odaları vardır. Bu odalarda genellikle yabancı misafirler ağırlanır ve bu odalar önceleri televizyon olmadığı için insanların oturup sohbetler yaptığı eğlendiği ve samimi ilişkilerin yaşandığı yerler olarak görmekteyiz. Günümüzde bunların yerini kahveler almıştır. Köyde hizmet veren iki kahve mevcuttur. Ve insanlar buralar da oturmaktadır.
1.2) Beslenme Kültürü
1.3) Mutfak Donanımı ve Mutfak Araçları
Köyde mutfak olarak özel dizayn edilmiş bir bölme yoktur. Yemekler tandır da yapılmaktadır. Bunun dışında soba ve tüplü ocaklar da mutfaklarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Genellikle kullanım araçları modern görünümdedir fakat bunun dışına taşan topraktan yapılmış tandırda yemek yapmaya uygun güveçler vardır. Bunlar her yemek yapımından sonra tandırdaki sıcak közde bekletilerek yakılır ve buna "herekleme" denir. Böylece güveçteki muhtemel mikroplar temizlenmiş olur. Köylerde hayvancılık yaygın olduğu için bunların sütlerinin çökelek ve yağ yapımına yarayan mutfak aletleri bulunmaktadır. Yayık büyük kazanlar vs. köyün hemen hemen yarıdan çoğu elektrikli yayık makinesi kullanmaya başlamıştır. daha önceleri olduğu gibi günümüzde de bir kısmının kullandığı ağaç yayıklar ve bunların yayılması için ev içerisinde özel yapılmış bir yer vardır. Bir kişi bir sandalyede oturur asılmış olan yayığı ayaklarıyla itmek suretiyle yoğurttan yağ elde etmiş olur.
1.4) Kış Hazırlığı ve Yemek Türleri
Köyde kışlar çok uzun ve iklim şarları ağır olduğu için bu şartlara uygun olan çok önemli hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar iki kısımda ele alınması gerekir. bunların biricisi kendi kışlık ihtiyaçlar ikincisi hayvanların kışlık ihtiyaçları.
Köylüler kendi ihtiyaçlarını tarlada yetiştirdikleri mahsullerinden ve bir kısmını ise şehirden temin ederler. Yarma , un, bulgur, pirinç, patates, şeker, tuz, yağ, peynir, önemli miktarda tüketilen lor (çökelek) küplere basılan ve kışın yenmek üzere temiz küle suyunu olması için çevrilen bu gıda maddesi, bol miktarda kış için yapılır. Küplere veya bidonlara kurulan fasulye turşusu ve pazu turşusu yapılır. Meyve ve sebze ihtiyacı ise şehirden karşılanır.
Hayvanlar için ise mereklere bol miktarda makineyle doğranmış ot, saman, kepek, küspe, vb. besinler depolanmaktadır.
2) İçki, Tütün ve Kumar
Köyde içki hemen hemen hiç kullanılmamaktadır. Köyde manevi değerlere ve örf adetlere bağlılık yüksek oranda olduğundan bu tür alışkanlıklar pek yaygınlaşmamıştır. Yalnızca gençler arasında düğün törenlerinde bütün insanlar seçildikten sonra düğün odasında bir kaç kişinin iştirakiyle gizli olarak içilmektedir.
Fakat sigara için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bütün toplumların belası haline gelen tütün köyde de bolca tüketilmekte hemen hemen 15 yaşının üzerindeki kişilerin % 90'sı sigara kullanmaktadır.
Bu yaşın altındaki çocuklarda da köy hayatında daha fazla olan büyükleri taklit etme ve büyüklüğünü ispat etmek çabaları yüzünden sigara içenlere rastlanmaktadır. Sigara köyde büyüklerin yanında ve babaların yanında içilmemektedir. İçilmesi saygısızlık olarak telakki edildiğinden bunu çok özen gösterilmektedir. Köyde hiç yoktur. Eskiden toplum arasında bütün kumar oyunlarının çeşitli tarzlarda köye özgü oyunlarla oynanmakta olduğunu, büyükler rivayet etmektedirler. Fakat bunlarda günümüzde tamamen ortadan kalkmıştır.
3) Eğlence
Köydeki eğlenceler genellikle düğün ve nişan törenlerinde yapılmaktadır. Fakat bunun dışında gençler bir araya geldiklerinde çeşitli orta oyunları. Yüzük saklama vb. oyunlar oynamaktadırlar.
Eskiden bütün eğlencelerin daha çoğunlukta olduğunu yaşlılardan öğreniyoruz. Günümüzde televizyon izlemeye olan fazlaca eğilim kahvelerin köyde açılması bütün eğlencelerin yok denecek kadar azalmasına sebep olmuştur.
Televizyonun yalnızca şehir hayatına bu yönde etkide bulunmadığını, yaşanan örnekleriyle köyleri de büyük ölçüde etkilediğini görmekteyiz. Köylerde dahi şehir hayatına özenti çok büyük ölçüde göze çarpmaktadır.
4) Günlük ve Mevsimlik İşler
Günlük işler köyde genellikle hayvan bakımıyla alakalıdır. Hemen her gün insanlar hayvanlarının ahırının temizlenmesi su ve yeminin verilmesi işleriyle uğraşırlar. Kadınlar ise bu hayvanlara bakma işinin yanında örgü yaparlar genç kızlar nakış işleriyle ve yemek yapma, ev temizliği gibi işlerle uğraşırlar.
Mevsimlik olarak ise yazın insanlar üç aylık bir süre zarfında tarlalarıyla yani çiftliklerde uğraşmaktadırlar kışın sadece hayvan bakımı yapan insanlar bu zamanlarının dışında hemen hemen hiçbir sosyal faaliyette bulunmamaktadırlar. Yalnız gençler, bu zamanlarının belirli bir bölümünü futbol oynayarak değerlendirmektedirler.
5) Dini Hayat
İslam dininin ön gördüğü değerler itibariyle dini hayat köyde çok ileri bir seviyede yaşanmaktadır. Köyde namaz kılacak dini sorumluluğa ulaşan herkes istisnasız olarak Cuma namazına iştirak etmektedir. fakat günlük namazlarda aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Camiye devam edenlerin sayısı ancak 15-20 kişi arasında değişmekte bu sabah ve yatsı namazlarında daha da düşmektedir. Namaz kılanların büyük bir bölümü evde kılmayı tercih etmektedir. buna sebep olarak ta çalışıp yorulduklarını ve camiye gidemedikleri ileri sürmektedirler.
Köy camii köyün bilinen her döneminde var olmuş fakat yeni camii 1973'te hizmet vermeye başlamıştır. Daha önce yetersiz ve eski bir caminin olduğunu köy büyüklerinden öğreniyoruz. Hacca gidecek zenginliğe ulaşan insanlar hac vazifelerini yerine getirmektedirler. Kurban kesme kudretinde olanlarda kurbanlarını keserler.
İnsanlardaki iman genellikle sağlamdır. Ve taklidi bir yaşam vardır. insanlar dinlerini kaynağından öğrenmek yerine büyüklerini taklit etmek suretiyle yada kulaktan dolma bilgilerle öğrenir ve yaşarlar. Bunu köyde dinini çok iyi yaşadığı halde şehre göç ettiği zaman belirli ölçüde gevşeyen ve dini değerlerinin zayıfladığını gördüğümüz ailelere bakarak söyleyebiliriz.
6) Geleneksel El Sanatları
Köy geleneksel el sanatları yönünden çok zayıf denecek durumdadır. Yalnız kadınlar arasında kazak örme ve benzeri örgüler yaygındır. Genç kızlar çeyizlik olarak işledikleri nakışlar ve geleneksel yatak ve örtü takımlarıyla uğraşmaktadır. Ve artık sadece yaşlı bir kaç kadının yapmakla uğraştığı yün eğirme ve çorap örme işi de vardır. bunların dışında herhangi bir el sanatından söz etmek mümkün değildir.
Ayrıca köyde taş duvar ustalığı bulunan bir kaç usta olmasına rağmen bu ustalar talep olmadığı için bu ufaklıklarını icra edememekte yada bunu günümüzdeki modern bina ustalığı ile devam ettirmektedir. Köyde birçok sayıda inşaat ustası bulunmaktadır. Bunlar çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmek için gurbete çıkmakta hem kendi aile ekonomilerine hem de köy ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar. Hatta köyden çok sayıda usta Almanya ya olan işgücü göçüyle gitmişler ve bunların bir kısmı halen burada çalışmaktadır bir kısmı da emekli olup Türkiye'ye dönmüşlerdir. Fakat dönen kişilerden sadece birkaç aile köye yerleşmiş diğer geri kalan büyük bir bölümü ise yatırımlarını İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlere yapmış ve buralara yerleşmişlerdir.
7) Köyde Boş Zaman Faaliyetleri
Bu konudaki faaliyetlerde ne yazık ki hiç iç açıcı yönde değildir. İnsanlar boş zamanların genellikle kahvede oturarak, evlerde oturarak yada akşamları komşu misafirlikleri yapmak suretiyle geçirmektedirler.
Gençler ise kendilerine faal yönde yardımcı olacak her hangi bir kültürel etkinlik, elsanatı, ve sportif faaliyetler yada eğitici kurslar olmadığı için zamanlarını boş şeylerle harcamaktadırlar. Kahvehanede, sadece futbol sohbeti ve günlük işlerle ilgili sohbetler yapılmaktadır. Ne yazık ki insanları bu durumdan kurtaracak her hangi bir faaliyet yada saha görünmemektedir. Yaptıkları faaliyetlerle şehir merkezine dahi yeterli gelemeyen kültür ve spor müdürlükleri faaliyetlerini burulara taşıyamamaktadır.
B) Ekonomik Yapı
1) Meslekler ve İşbölümü
Köyde icra edilen meslekler çiftlik, hayvancılık ve inşaat işçiliğidir. Bu mesleklerde işbölümü yalnız çalışma esnasında bir birleriyle anlaşarak bu işleri yapmaktadırlar. Örneğin bir çiftçi köyde tarım yaparken bunun her alanında çalışabilmektedir. Fakat çalıştığı anda eğer bir kaç kişiyle çalışıyorsa burada bir iş bölümü yapılır bir otbağına giden çiftçilerden bazıları deste yapar bazıları tırmıklama işiyle meşgul olur. Ama tek başına olan bir kişi bu işlerin hepsini tek başına yapmak zorundadır.
2) Üretim Tarzı ve Tarım
Önceleri ilkel olan üretim tarzı köyde son zamanlarda büyük oranda modern tarım araçları sayesinde daha teknik çabuk ve daha kaliteli yapa bilme imkanına kavuşmuşlardır. Aslında boş kaldıkları zamanları iyi değerlendiremedikleri görünen çok uzun ve zor şartlarda yapılan ekim ve hasat işleri daha kısa zamanda yapmaya çiftçiler başlamışlardır.
Tarımın çoğu sulu tarımdır. Çok az oranda koru tarımda yapılmaktadır. Susuz arazilerin ekiminden insanlar vaz geçmişlerdir. Susuz araziden alınan mahsul insanların buraya yapacakları üretim masrafları karşılayamadığı için bu araziler ekilmemektedir. Bunun sebebi ise gerek ekilecek tohumun, gübrelenmenin ve bunun hasadının aşırı masraflı olması insanları bu arazilerin ekiminden vaz geçirmiştir. İklim şartlarına uygun olarak yetiştirilen ürünler yonca, buğday, arpa, şeker pancarı, patates, fasulye, lahana gibi ürünleridir.
2.1) Tarım Aletleri
Tarım aletlerinin büyük bir kısmı ilkeldir. Köy arazisi engebeli olduğu için bir çok tarlanın işi ilkel araçlarla yapılmaktadır. Kullanılan tarım aletleri Traktör ve traktöre ait el, pulluk, tırmık, biçer, gibi. Ayrıca bunların yanında tırpan, orak, tırmığı, çapa, gibi el aletleri de kullanılmaktadır.
2.2) Toprak dağılımı, ve Toprağı İşleme
Köyde ki toprak dağılımına baktığımız zaman pek büyük araziye sahip olanların almadığını görüyoruz. Arazi çok parçalıdır ve 20 dönümü aşan büyüklükte tarlanın da olmadığını görmekteyiz. 100 dönüm araziye sahip olanların varlığı yanında hiç toprağı olmayan bir kaç ailede vardır. bu araziden daha fazla arazisi olanların arazileri başka köylerin sınırları içerisinde yer alır. Köy sınırları içerisinde arazisi olan ailelerin sahip oldukları toprak miktarı 5 Dönümle 100 dönüm arasındadır.
Köyde ekim işlemi Nisan ve Mayıs aylarında yapılır. Gerek traktörle ve gerekçe patates, fasulye ve lahana gibi tarım ürünlerinin ekimi ise kürek ve çapayla yapılmaktadır.
Köyün sulama sorunu pek yoktur. her iki yönündeki akar sular buna ihtiyaca sadece ağustos ve eylül aylarında çıkardıkları bazı zorluklara rağmen cevap vermektedir. Köyleler bazı susuz arazileri de sulu yapabilmek için bir takım faaliyetlere girişmişlerdir. Köyün yukarı kısmında bir gölet yapma çabaları olmuştur. fakat bu sabaları halen devam etmesine rağmen bir sonuç alınamamıştır. Köylüler belirli ölçülerde gübrelemede yapmaktadırlar fakat gübreleme masraflarının bir hayli yüklü olmasından yakınan köylüler bu işi yeterince yerine getirememektedirler. Köyde zirai ilaçlama faaliyetleri de yok denecek kadar azdır. Genelde çiftçilerin bu konudaki eğitimsizliği ve gerekse tarım il ve ilçe müdürlüklerinin bu konudaki kısıtlı faaliyetleri ilaçlama konusunda halkın yetersiz kalmasına ve dolayısıyla da ürünlerini çeşitli hastalıklardan korumak amacıyla bu tür işleri yapamamasına sebep olmaktadır.
2.3) Hayvancılık
Köyde yaklaşık 1000 küçük baş 550 civarında büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Hayvan sağlığı konusunda halk yeteri kadar bilinçli ve eğitilmiş olmadığından bazı ilkel tedaviler uygulanmaktadır. Örneğin hayvanda şişkinlik olduğunda yağ içirme veya hayvanda ateşlenme olduğunda, ağzı ve kulaklarında soğuma olduğundan kulağının bir miktar kesilip kan akıtılması gibi bir takım tedavi yöntemleri uygulanılmaktadır.
Bunun üzerinde aşılamayan bir durum olduğunda ise gerek telefonla bilgi alınarak gerekse bizzat veteriner getirilerek tedavi yapılmaktadır.
Hayvan besleme kışın ahırlarda içeri depolanan otlarla yemlerle yapılır. Yazın ise köylü tarafından tutulan çobanlar tarafından otlağa sürelen mallar bu otlaklarda yaklaşık 5-6 ay gibi bir müddet beslenir. Köyde hem büyükbaş hem de küçükbaş havancılık yapılmaktadır.
Son yıllarda insanlar hayvancılığa ağırlık vermeye başlamışlardır. Daha önceleri yerli denen inek türü beslenmekte iken . Bu hayvanların cinsi sun-i tohumlama ile mantofon cinsi ineklere çevrilmiştir. Ayrıca köy muhtar heyetinin her yıl satın alıp yıl sonunda satılığa çıkardığı tohumluk tosunlar sayesinde yeteri kadar bir gelire sahip olmadığı için bu tosunlardan satın alamayan insanların hayvanları da bu sayede çiftleştirilmekte ve bir imece usulüyle güzel bir örnek teşkil etmektedir. Tavukçuluk köyde sadece ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere besledikleri bir kaç tavuktan ibarettir. Her hangi bir ekonomik kaygı yoktur.
Balıkçılık köyde yapılmamaktadır. Bunun için gereken su kaynakları yada tesis (alabalık tesisi gibi) bulunmamaktadır. Sadece köyün akarsuyunda zevk için çok kısıtlı sayıda olan balıkları avladıklarını söyleyebiliriz. Fakat son yıllarda bilinçsiz avlanmalardan dolayı tedavi amacıyla kullanılan alabalıklarında nesli neredeyse tükenmeye yüz tutmuştur.
2.4) Sebzecilik ve Meyvecilik
Sebzecilik köyde sadece insanların kendi ihtiyaçlarını karşılamak için yetiştirdikleri fasulye lahana ve son yıllarda salatalık domates, kabak, pancar gibi sebzeleri yetiştirmektedirler. Ayrıca Bayburt çevresinde tanınmış olan ve Paynik patatesi olarak bilinen patatesi ise Bayburt pazarına sunulmaktadır.
Fakat üzülerek ifade etmek gerekir ki son yıllarda patatese musallat olan bir hastalık gerek köylülerin ilgisizliği ve gerekse ildeki ziraat mühendislerinin bu hastalığa gerekli ilaçlamayı yapamayışı patates cinsinin değiştirilmesine sebep olmuştur. Özellikle fırın patatesi olarak kullanılan patateslerdeki bu hastalık ürün miktarını azaltmakta ve halen köylünün patatesinin baş belası olmaktadır.
Meyvecilik köyde sadece yabani tarzda yetişen erik ve elma bunun yanında son yıllarda yetiştirilmeye başlayan çilek dışında yetiştirilmemektedir. Bunlarında herhangi bir ticari kaygısı yoktur.
2.5) Küçük İşletmeler
Köyde herhangi bir işletmeye rastlanmaz insanlar bu konuda hiçbir teşebbüste bulunmamıştır. Bu tür beklentileri devamlı devletten olmuştur. Şahsi teşebbüsler bu konuda hiçbir çaba göstermemiştir.
2.6) Üretim Aracının Tarım Üzerindeki Etkileri
Üretim araçlarındaki modernleşme ürünün daha kaliteli olmasını ve daha çabuk hasat edilmesini sağlamıştır. Önceleri gemle ekinleri dövüp rüzgarla savuran köylü artık bunu biçerle ve kısmen tırpanla yapmakta ve patozlarla bu buğdayı dövmektedir. Önceleri insanların iki üç ayını alan ekinin harmanlaması günümüzde sadece onbeş yirmi gün içerisinde tamamen bitirilebilmektedir. Hem daha bol ve hem de temiz şartlarda yapılan buharlanma insanların yaşamına çok büyük kolaylık ve rahatlama getirmiştir.
2.7) Tarımın Köylüler Üzerindeki Etkileri
Tarım köylülerin hayvanları bakmak onların kışlık besinlerini sağlamak ve aynı zamanda kendi geçimlerini sağlamak için bağlı bulundukları temel kaynaktır. Hayatlarını büyük ölçüde buraya bağlayan köylü buradan elde ettiği geliri hayvancılığa yönlendirerek daha fazla kâr elde etme yoluna gitmiştir. Tarladan aldığı ürünü sattığı zaman kar edemediği için bu mahsulle hayvan besleyip sattığından daha fazla kar elde edebilmektedir.
3- Tüketim ve Tüketim Tarzı
Köy üretkenliğini sadece kendi kendine yetecek tarzda yani "kapalı ev ekonomisi" şeklinde ortaya koymaktadır. Köy genelde tüketici konumundadır. İnsanların ürettiği tarım ürünlerinin çok az kısmını paraya çevirmektedir. Daha ziyade hayvan bakımıyla gelir elde etmektedirler.
4) İş Münasebetleri
a) Toprağın Kiralanması ve Ücret Tayini
Köyde işlerini yapamayacak durumda olan kişiler yada köyden göç etmiş olanlar ya bedel karşılığı yada herhangi bir bedel talep etmeden tarlalarının işlerin yaptırmaktadırlar. Bedel talep etmeyenler hem Allah rızası için hem de tarlalarının boş kalıp viran olmasını engellemek için bu yola başvurduklarını belirtmektedir.
Ayrıca yarıcılıkta yapılmaktadır. Tarlalarını gelir durumu iyi olmayan kimselere yarılık olarak verirler. Bütün işler tarlayı yarıya alan tarafından yapılır ve mahsulün yarısı mal sahibine yarısı yarıcıya kalır. Fakat Arpa buğday gibi mahsuller de tohumun yarısını mal sahibi yarısını yarıcı almaktadır. Köyde çalışan insanların ücret tayininin genellikle para olduğunu görüyoruz. Fakat bunun dışında imece usule de uygulanır. Yani biri diğerinin işene gider oda onun işine gider dolayısıyla parasal bir karşılıktan ziyade karşılıklı bir yardımlaşmadır. Bu hem insanlar arasındaki birincil bağların güçlenmesini de sağlamaktadır.
b) Tefecilik ve Borçlanma
Köyde eskiden bazı zenginlerin yapmış oldukları tefecilik olaylarını günümüzde görmemekteyiz. Bunlar köylü açısından memnuniyet vericidir. Bunun sebebi olarak ise köydeki ailelerin gelirleri açısından bir uçurumun söz konusu olmayışı ve aynı zamanda tefeciliğin dinen yasaklığını köy halkının daha iyi özümsemesi olarak görmekteyiz. Para yönünden sıkışan kimse herhangi birinden borçlandığı zaman ya mark üzerinden yada faiz talep etmeden TL üzerinden almaktadırlar.
c) Köyde İmece Faaliyetleri
Köyde imece faaliyetleri eskiye nazaran azalmış olmasına rağmen bazı durumlarda imece faaliyetleri devam etmektedir.
Örneğin köyde sulama faaliyetleri bütün köylü tarafından yardımlaşmak suretiyle yapılmaktadır. Düğünlerde düğün sahibi bütün köye 7 den 70 yemek verdiği için düğün sahibinin zorlanmaması düşünülerek bütün komşular bu eve belirli miktarlarda yemeklik pirinç bulgur, makarna, yumurta, şeker v.b. gıda malzemeleri göndermektedirler. Buna "saçı" adı verilmektedir. İşleri ağır olan kimseler bu işlerini halletmek için kendi yakınlarından bir ırgat oluştururlar ve bu işlerini kısa zamanda yaparlar ve herhangi bir ücret talep etmezler. Köyde buna benzer imece faaliyetleri görülmektedir.
5) Gelir ve Giderler
Köylü tasarruf açısından çok zayıftır. Çünkü gelirleri ancak belirli oranlarda olan köylü ancak kendi yaşamlarını devam ettirmeye yetmektedir. Bu durumda tasarrufa yönelen insanlarda kendi yiyeceklerinden kısmak suretiyle tasarruf yoluna gitmektedirler. Köyden herhangi bir atılım için kredi alan kişilerden sayısı ancak 3-4 kişidir. Bu kredilerde çok büyük oranlarda değildir.
Gelir düzeyi fazla olmadığı için kredi almakta zorlanan yada hiç alamayan insanlar devletin tanımış olduğu bu imkandan da faydalanamamaktadırlar. Köylünün pazarla olan ilişkisi çok azdır. Hatta hiç yoktur da denebilir. Sadece, Patates ve fazla olan hayvan otları ya köy içerisinde yada şehirdeki pazarda satılmaktadır. Bunlarında köye getirdiği ekonomik açıdan pek fazla bir gelir yoktur. bu fazla ürün satışını gerçekleştiren ailelerin sayısı da yine sınırlıdır. Diğerlerinin yaptığı üretim ancak kendisine yetmekte hatta bir kısmı yine ihtiyaçlarının bir bölümünü şehirden temin etme yoluna gitmektedir.
C. SAĞLIK
1) Çevre Şartları
Sağlık açısından çevre şartlarının pek hijyenik olduğunu söyleyemeyiz. Köydeki çöplüklerin belirli bir dış mekanda toplanmadığını görüyoruz. Köy içerisinde belirli yerlere hiç bir hijyenik şarta dikkat edilmeden yığılan hayvan gübreleri ve alâlade ortalık yerlerdeki çöplükler çok sağlıksız ortam oluşturmaktadır. Çocukları bu çöplüklerde oyun oynarken her an bir bulaşıcı hastalığa yakalanma riski buraların sağlık açısından oluşturduğu tehdidi ortaya koymak açısından çok önemlidir. Köy halkının bu konudaki duyarsızlığını da üzüntüyle dile getirmek zorundayım.
1.1) Evlerin Sıhhi Şartları ve Suyun Kaynağı ve Temizliği
Dışarıdaki duruma karşın evlerde ki sıhhi şartların daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. 1970-1971 yılından köye su getirildikten sonra her evde tuvalet ve banyo yapılmış ve günümüzde de bu duruma halkın çok titiz olduğunu görmekteyiz. Suyun kaynağı köye 3-4 km uzaklıktaki mesafeden dağlardan son derece güvenli ve temiz su kaynaklarından sıhhi şartlara belli ölçülerde dikkat edilerek getirilmiştir. Herhangi bir kirlik yada temizliğini bozacak durumlara müdahale edebilmek için temizleme yerleri yapılmıştır. Gerektiğinden buralar açılarak çok uzun mesafelerden gelen bu su kanalı temizlenebilmektedir. Bu suda bir depoda toplanarak köy şebekesine dağıtılmaktadır. Suyun yeterliğine gelince genellikle ev ihtiyaçlarının giderilmesinde yeterli olan bu su kaynağı köy halkının büyük bir kısmının da susuz kaldığı için şikayetçi olduğu ve depo suyuyla sulanmakta olan evlerin önündeki bahçelerin artış göstermesi sebebiyle yetersiz olabilmektedir. Bu yetersizlikte ağustos ve eylül ayların da görülmektedir.
1.2) Temizlik Alışkanlığı
Köy halkı temizliğe dikkat göstermektedir. 3-4 günde yada en fazla haftada bir kez banyo yapan köylüler bu konuda titiz davranmaktadırlar. Fakat aynı titizliği diş sağlığında göstermemektedir. Bu konuda oldukça zayıf durumda olan köylüler. 2-3 günde yada haftada bir dişlerini fırçalamaktadırlar. Pek nadirde olsa düzenle diş fırçalayanlara rastlanmasının yanında hiç fırçalamayanlarda vardır. Çok nadir kişilerin dışında köy genelinde giyim düzenliliğine ve temizliğine oldukça dikkat edilmektedir. Halkta bir insanın ilk bırakacağı intibada dış görünüm önemlidir fikri yaygındır. Köy halkı tarafından gıda maddelerinin temizliğine önem verilmekte ve yemek yapımında da buna büyük özen gösterilmektedir.
2) Sağlık kurumları
Köyde herhangi bir sağlık hizmeti verecek bir kuruluş yoktur. hak bu konuda son derece muzdariptir en ufak bir durumda ya Bayburt'a yada biraz daha ileri bir vakaada yetersiz kalan Bayburt Devlet Hastanesi müdahale edemediği için 2 saatlik mesafedeki Erzurum'a gitmektedirler. Halk bu konuda son derece muzdariptir.
Halkın sağlık kurumlarıyla ilişkisi ise ancak imkanları nispetinde olabilmektedir. Ekonomik yönden iyi olmayan kişiler ancak çok ciddi bir vaka dışında hastaneye gidememektedir. Çünkü ilaç ve hastane masraflarının çokluğundan yakınmaktadır.
Köyün bağlı bulunduğu sağlık ocağı Konursu kasabasındadır. Aşı yapılacak çocukları kaydedip yapılması gereken bu aşıları belirli periyotlarla gelip yapmaktadırlar.
3) Hastalık Ve Tedavi Usulleri
Köydeki halk genellikle organik rahatsızlıkların tedavisinde ilaç kullanmakta ve bu tarz tedaviyi imkanları ölçüsünde gerçekleştirmektedir. Çocuklara belirli dönemlerde yapılması gereken aşılar sağlık ocağı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır.
4) Nüfus Planlaması ve Doğum Kontrollü
Bu konuda köy halkı son derece bilinçlidir. Bazı aileler dışında genellikle istikbalini garanti edebilecekleri ölçüde çocuk yapmayı benimsemişlerdir. Geleceği garanti edilemeyen çocuğun ne topluma nede köye ve ailesine bir fayda getirmeyeceğini ve ancak iyi eğitilebilen çocuğun bu faydayı sağlayacağını düşünmektedirler.
Ata erkil bir aile yapısının olmasına rağmen kadınlarda bu konuda bilinçlidir. Bakabilecekleri ve eğitimini sağlayabilecekleri oranda çocuk yapma yoluna gitmektedirler. Kanaatler bu yöndedir. Bu sınır 1.2 gibi rakamla değil de bilgi şarlarda bakabilecekleri oranda çocuk yapmayı ve bununda en uygun olanı olduğunu düşünmektedirler.
5- Köyde İletişim ve Sağlık Münasebetleri
Bu konuda televizyon ve radyo gibi kitle iletişim araçlarının özellikle televizyonun etkisi çok büyüktür. Televizyonun köye gelmesinden sonra kocakarı ilacı denilen tedavi yöntemleri çoğu kez yarar yerine zarar verecek yöntemler artık yok denecek kadar azalmıştır.
İnsanlar modern tedavi yöntemlerine yönelmiş ve bu konuda da büyük oranda televizyonlardaki sağlık programları sayesinde bilinçlenmişlerdir. Televizyonlarda bu konuyla alakalı programların fazlalığı ve hemen hemen her gün denecek sıklıkta olması köylü tarafından memnuniyet verici olarak değerlendirilmektedir. Hatta önceki bu konuya ait tutumları da eleştirmektedirler.
E. Aile Yapısı:
1) Aile Nüfusu ve Aile Tipi
Aile nüfusu genellikle 7.8 kişilik üyelerden oluşmaktadır. Bunun üzerine çıkan ve bu nüfusun altında kalan ailelerde mevcuttur. 7.8 üyeli ailelerde genellikle geniş aile dediğim 2.3. gelinin bir arada yaşadığı ailelerdir.
Fakat ailelerin yine büyük bir kısmı destekli çekirdek aile dediğimiz büyük anne ve büyük babanın da bulunduğu aileler ve çekirdek aile dediğimiz yalnız anne-baba ve çocuklardan oluşan ailelerdir.
Kısaca köyde üç tip aile vardır. Bunlar, geniş, destekli çekirdek, ve çekirdek aile tipleridir.
2) Aile İçi İlişkiler : Köyde ata erkil bir aile vardır. söz hakkı erkeğe aittir. Ailede aşklara saygı ön plandadır ve evde onun yeri ayrıdır.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi yaşlıların konumu oldukça iyidir ve saygı görürler onlara saygıda kusur edilmez ve bakımı çocuğuna aittir. Sorumluluk ister devredilsin ister devredilmesin babasını bakmakla kendilerini yükümlü hissederler. Evli dahi olsa oğlu kazancını babasına teslim eder ve kendi harcamalarını dahi babasından bekler.
Aile içi ilişkiler yaşlısından çocuğuna bir sevgi saygı çemberi içerisinde işler fakat bu saygıda bazı durumlarda yanlışlıklar yapılmaktadır. Çocuğa pek fazla söz hakkı tanımayan bu otorite çocuğun medeni cesaretinin gelişmesini engellemekte hatta artık belirli bir yaşa geldiğinde bazı ailelerde bu otoriteye başkaldırı şeklinde de kendisini gösterebilmektedir.
3) Bebeğin Bakımı ve Eğitilmesi
Bebeğin bakımı ve eğitimi annenin işidir. Baba dışarıdaki işleri yaparken annede hem ev işlerini hem de çocuğun bakımını üstlenmiştir. Aslında kadının saygın bir yeri vardır ve sözü dinlenir her ne kadar ata erkil aile olsa da kadınlara aşırı baskı söz konusu olmamaktadır. Fakat bu kriteriz dışına çıkan bir kaç aile görmekte mümkündür. Bu durumun sebebi ise bu ailelerdeki bilinçsizlik ve aşırı otoriter yapıdır.
Geleneksel aile dediğimiz ailede babanın çocuğunun eğitimiyle ilgilenmemesinin sebeplerinden biride baba çocuğun büyük babanın yanında sevemez ona ilgi gösteremez ve onunla ilgilenemez çünkü bunlar ayıp olarak değerlendirilir. Böyle davranan bir baba kendi babasına saygısızlık etmiş olur. Sadece babasının olmadığı ortamlarda çocuğuyla ilgilenen babanın bu ilgisi de yeterli olmamaktadır.
4) Evlilik
Evlilik köy halkı arasında çok kutsal bir müessese olarak görülür. İnsanlar evlilikle sorumluluğu anlar ve olgunluğa erişir. Bir insan kaç yaşında olursa olsun evli değilse olgunlaşamamıştır ve sorumluluğunu öğrenememiştir.
Miras medeni kanunda bir görülen yasaya uygun olarak kadın ve erkeğe eşit oranlarda pay edilmektedir. Fakat kız kardeşlerin büyük bir çoğunluğu kardeşine bu konuda herhangi bir baskıda bulunmamakta hafta mirasından kendi gönlüyle vazgeçmektedir.
4.1) Evlilik Tipleri
Köyde değişik evlenme tipi olan levirat denen evlenme tipi yani büyük kardeşinin ölümünden sonra küçük kardeş, kardeşinin hanımının kendi namusu olarak görüldüğü için evlenmiş bir aile ve çok eşle evli olan bir aile dışında köydeki diğer bütün evliler tek eşli evlilik yapmışlardır.
Çok evlilikteki amacı ise erkek çocuk sahibi olma isteğidir. Erkek çocuğun ailelere getireceği ekonomik katkı ve bundan da üstün görülen ailenin devamı arzusu insanları bu konuda erkek çocuğa fazla değer vermeye sevk etmiştir. Fakat buna rağmen kız çocuklarda ezilmemekte onlara karşıda ilgi ve sevgi göstermektedir. Mirastan mahrum edilmez ve evlendiklerinde en güzel çeyizi verebilmek için ailelerin çabasını da görmekteyiz.
4.2) Eş Seçiminde Rol Alan Tutumlar ve Gelenekler
"Eş seçimini genellikle aileler yani kadınlar yaparlar ilk önce çocuğun annesi gider kıza bakar onun aileye uygun olup olmadığına karar verir ardından erkek gidip kızı gördükten sonra beğenip beğenmediği sorulur. Eğer erkekte kızı beğenmişse kız istenmeye gidilir. Önemli olan kızın aileye uygunluğu ve kendi yaşam şartlarına uydurup uyduramayacağı yönüdür. Güzelliğin dışında ayrıca başka şeylerde aranmaktadır. Namuslu, ağırbaşlı, müslüman ve kapalılık gibi kriterlerde aranmaktadır. Ailelerinin şeref ve haysiyetine halel getirmemesi başta gelen isteklerdendir."
Gençlerin kendi seçimlerinde ise birbirini seven gençler eğer ailelerininde düşünce yapısına uygun bir durumda ise o kızı istemeye giderler ve köyde kendi beğendiği kızla evlenen birçok erkek mevcuttur. Pek nadir görülen akraba evlilikleri de vardır. Fakat burada diğer akraba evliliklerinde görülen toprağın ve servetin başka ailelere geçmesi gibi bir kaygı bulunmamakla sadece ailelerin tercihi ön planda olmaktadır. Yakından tanıdığı iç çocuğuna uygun olduğunu düşünen aileler akraba evliliği yapabilmektedir.
4.3) Evlenme Çağı
Evlenme çağı diğer fakir bölgelerde görülen çok küçük yaşlarda olunmaktadır. Bir erkeğin evlenmeye hak kazanabilmesi için önce askerliğini yapması ve askerliğini yaptıktan sonra ancak olgunlaşacağından bu sorumluluğu da ancak o zaman anlayacağı düşünülerek asker dönüşü evlendirilmektedir. Yaş olarak ise 20- 21-22 yaşlarında evlendirilmektedirler. Bu oran kızlarda farklıdır. 17-18 yaşları arasındadır.
4.4) Nişan Törenleri
Aileler arasında anlaşma sağlandıktan sonra erkek tarafından kadınlar ve ailenin büyüklerinden olan erkekler, Anlaştıkları bir akşam kızın evine giderler ve burada bir törenle nişanı gerçekleştirirler. Fakat bu tören çok fazla büyük bir çapta değildir. Takıların bir miktarı bu törende takılmaktadır. Köyün kızları bu törende kızın evinde toplanmakta ve kendi aralarında çeşitli oyunlar oynamaktadırlar. Orta oyunlar vb. Halay çekerler ve kız arkadaşlarının bu mutlu gününde mümkün olduğu kadar üzerlerine düşeni yapmaya çalışmaktadırlar.
Bu törenin ardından düğün günü kararlaştırılır ve aileler bu töreni noktalamış olurlar.
4.5. Düğün Törenleri
Düğün törenleri köyde yaklaşık üçgün sürmektedir. Kız evi bu töreni erkek evine göre daha kısa tutmaktadır. Kına gecesi kız evinde düğün yapılır. Kızlar köyde düğün sahibinin evinde toplanır yine kız arkadaşların en iyi şekilde uğurlamaya özen gösterirler. Erkek tarafından gelen üç dört tane kadın (Yenge denen kadınlar) gelir ve bunlar kararlaştırılan takıları takarlar. Bu arada kızlar bu kadınlara çeşitli sürprizler hazırlamışlardır ve onlara yönelik komedi içerikli bazı oyunlar sergiler ve bu sayede bu yengelerden çeşitli parasal veya başka hediyeler alırlar.
Bu arada erkek tarafı da düğünün üçüncü gününe gelmiştir. Ve köyün bütün gençleri bu düğüne sağdıç denen kimse tarafından çağrılmıştır. Bütün gençler bu düğünü şenlendirmek için büyük çabalar sarfeder ve arkadaşlarının bugününde ona destek verirler sağdıç üçgün boyunca düğün odasında bulunan bu insanlara yemek ziyafeti vermektedir. O anda odada ne kadar insan varsa bu insanların orada oluşu onların davetli oluşu demektir ve hepsine yemek vermek zorundadır. Bunu yaparken damattan veya ailesinden hiç bir beklentisi yoktur. Bunu sadece dostluk için yapmaktadır. Gençler odada çeşitli orta oyunları, yöresel folklör oyunları oynarlar.
Üçüncü günün ardından gelinin getirilmesi için köyden 25-30 kişilik dünür ekibi, dünür başının yönetiminde gelini getirir. Gelin geldiğinde düğün evinde bazı uygulama geline yönelik olarak yapılır kapıdan içeri girerken ayağının altına bardak konur gelin bu bardağa basarak kırar. Gelin getirilmeden önce damat gençler tarafından evin damına çıkarılır ve damat gelinin başından aşağı çerez döker. Evde gelin tandırın etrafında dolandırılır ve ardından düğün merasimi kaldığı yerden devam eder.
Gelinin getirilmesinde görev alan dünüre düğün sahibi yemek verir. Ardından düğün odasındaki delikanlılar ardından çocuklar yemek yer. Köyde yediden yetmişe herkese yemek verilir. Hatta yemeğe gelmeyen hasta, yaşlı gibi kimseler ve köyün çobanlarının yemekleri evlerine götürülür. Ve düğün o gün akşam saat dokuz gibi bitmiş olur. Damat gerdeğe atıldıktan sonra sağdıç odadaki delikanlılara bisküvi ve çay ikram eder ve düğün bitmiş olur.
EĞİTİM
1- Geleneksel Eğitim Yöntemleri
Köyde yapılması gereken işlerle ilgili eğitim taklit yoluyla yapılmaktadır. Büyükler çocuklara çiftçilik hayvan bakımı ve diğer işleri bizzat iş yaparlarken uygulatmak suretiyle onların bu işleri öğrenmesini sağlarlar. Gelenek görenek ve diğer normlardan oluşan kültürel yapıya ait değerler ise nesilden nesile aktarılmak suretiyle devamı sağlanmış olur.
a- Okul, Kurs
Köyde sadece belirli bir dönem hizmet vermiş olup kapalı olan diyanete bağlı kuran kursu bulunmaktadır. Şu anda hizmet vermeyen bu kurs dışında herhangi bir sosyal hizmete yönelik faaliyet veren bir kurs bulunmamaktadır.
Okul ise; yalnız ilkokul bulunan köyde öğrenciler ilk okulu okumakta bunu takip eden orta ve yüksek öğrenimlerin başka yerlerde. Bayburt ve diğer şehirlerde yatılı olarak yapmak zorundadır. Bir çok ailenin bütün imkanlar ulaşamaması gerek maddi yönden gerekse bu işin zorluğu yönünden çocuklarının eğitimini ilkokuldan itibaren yaptıramamaktadır. Aslında okullaşmaya ve öğrenime çok büyük önem veren köy halkı bu arzu ve isteklerinden olumsuz şartlar nedeniyle vazgeçmektedirler.
b- Kitle İletişim Araçları
Kitle iletişim araçları köyde çok yaygın olarak kullanılmaktadır.
Köyde her evde bulunan radyo ve televizyonlar sayesinde halk dış dünya ile iletişimini koparmamaktadır. Devlet meselelerine gösterdikleri yakın alaka ve ilgi bu sayede olmaktadır. Telefonun ne zaman tarih 1982-83 yıllarında köye gelmesi köyde ayrı bir dönemi başlatmış ve insanların olaylar hakkında kısa zaman da bilgi sahibi olabilmesini sağlamıştır.
c- Okullaşma Oranı
Köyde okullaşma oranı çok zayıftır. Sadece ilk okulu bulunan köyde halk herşeye rağmen okuma yazma oranı oldukça yüksektir. Yaklaşık %98'i okur-yazar olan köyde yüksek okul mezunu olanlarda köy nüfusuna oranla oldukça iyidir. Ve halen yüksek öğrenimine devan edenlerle birlikte çok iyi denecek bir durumdadır. Köy halkının çoğu ilkokul mezunudur.
d- Köylülerin Eğitim ve Öğretim Hakkındaki Tutumları
Yukarı daki konumuzda da belirttiğimiz gibi köy halkı Eğitim ve Öğretime büyük önem vermektedir. Bir ülkenin kalkınmasının iyi eğitilmiş insanlar sayesinde ve milli değerlerine bağlı ilim adamları sayesinde gerçekleşeceğini düşünen halk bir takım yukarıda zikrettiğimiz olumsuz nedenlerden dolayı bu düşüncelerini hayata geçirememekte bunun içinde çok büyük bir üzüntü duymaktadırlar.
Sosyal İlişkiler
1- Komşuluk ve Akrabalık İlişkileri
Komşuluk ve Akrabalık ilişkileri eski ki kadar önemli ve iyi olmamasına karşın yine şehir hayatına oranla çok iyi denecek durumdadır. Komşular eksik olan ihtiyaçların diğer komşularından karşılayabilmekte. Herhangi bir araca veya bir eşyaya ihtiyacı olduğu zaman komşusunun çalışma araçlarından faydalanabilmektedir. Bir keder veya bir düğün hadisesinde bütün komşular keder veya düğün sahibi olan şahsa gereken desteği verirler ve onu bu gününde yalnız bırakmamaya çalışırlar.
Akrabalar arasındaki akrabalık bağlarda iyi denecek durumdadır. Herhangi bir durumda akrabalar bir araya gelir ve bir birlik halinde hareket ederler. Ağır sorunların üstesinden birlikte gelmeye çalışırlar. Bu bağlar eskiden çok daha güçlü olduğu halde günümüzde gevşemiştir. Günümüz insanını pragmatik duygulara sevk eden ekonomik şartlar köyde de biraz kendini göstermiş ve her aile kendini daha fazla düşünür hale gelmiştir. Önce kendi çıkarı daha sonra akrabasının çıkarı şeklinde görülen bu ilişkiler aslında insanları rahatsız etmektedir. Çünkü halk her fırsatta eski bağlılığı dile getirmekte ve bu gün ki durumdan yakınmaktadır.
2- Sosyal İlişkilerde Etkileşim
Köyde sünnet merasimleri çok sade yapıldığı için kirvelik köyde yoktur. Sadece aile arası bir sünnet töreni vardır. Dünürlük; Köydeki muhtar heyeti tarafından belirlenen kişiler dünür olarak belirlenir. Gelinin getirilmesindeki masraflar bu dünür tarafından karşılanır. Bu sebeple düğün sahibinin yükü bu konuda azaltılmış olur. Hısımlık ilişkileri de çok ehemmiyetlidir ve ilişkiler son derece samimidir. Akrabalık kadar değer verilen hısımlık ilişkileri hala değerini korumaktadır.
Dini dayanışma insanların dini duygularına olan saygısı ve bağlılığı nedeniyle çok iyi durumdadır. Dini değerlerin korunmasında ve yaşatılmasında köylüyü top yekün bir vücut halinde görmek mümkündür. Ve hemen herkes bu değerlere aynı dikkati ve titizliği göstermektedir. Hemşehrilik daha ziyade köyün dışında veya başka şehirlerde kendisini göstermektedir. Bu ilişkiler bazı durumlarda akraba ilişkilerini aratmayacak samimiyettedir. Ve herkes hemşehrisini iyi ve kötü gününde elinden geldiği kadar yalnız bırakmamaktadır.
Düğünlerde sağdıçlık genelde akraba üyelerinin üstlendiği bir görevdir. Ve bu görev çok önemlidir. Üç gün boyunca damadın bütün sorumluluğu sağdıca aittir. Ve sağdıç ayrıca üç gün süren düğün töreninde delikanlıların toplandığı odaya en titiz bir şekilde bakar ve gelen misafirlere hürmette kusur etmemeye çalışır. Ayrıca odada bulunan gençlere ayırt etmeksizin üç gün boyunca yemek yedirmekte ve bu masrafları ve bunun yanındaki zahmeti herhangi bir karşılık gözetmeksizin yapmaktadır.
Misafirlik eskiden olduğu kadar günümüzde de yoktur. Televizyonun köye girmesinden sonra misafirlikler azalmıştır. İnsanlar konuşmak ve bazı güzel şeyleri paylaşmak için o uzun kış gecelerini daha mutlu hale getirmek için bir araya gelirler ve güzel sohbetler yapar, oyunlar oynarlarmış. Ben bunun çok kısa bir dönemine şahit oldum.
Elektriğin köye ne zaman geldi? Yaklaşık 4-5 sene önce televizyonun köye girmesi bizim bu güzel sohbetlerin ve ev toplantılarının çok az bir bölümünü görmemize sebep olmuştur. Köydeki iki kahvehanede aküyle çalıştırılan televizyonların ve bununla gelen kahve kültürü bu misafirlik geleneğini çok olumsuz yönde etkilenmiştir.
Kahvehanede, küçük, büyük bütün insanların aynı ortamı paylaşması hem olumlu hem de olumsuz etkide bulunmuştur. Önceleri görülen küçükle büyük arasında sevgi ve saygı azalmış ve artık eskisi kadar bu bağlar kuvvetli değildir.
Fakat iki kuşağı genç ve yaşlı kuşağı birbirine yaklaştırdığı içinde faydalıdır. Önce küçükler büyüklerin yanında pek konuşma hakkına sahip değildi fakat bu sayede bu sağlanmıştır. Gönül isterdi ki bu yaklaşma sevgi ve saygı korunarak oluşsun ve küçükler büyüklere saygıda kusur etmezken büyükler de küçüklere sevgilerini esirgemeden oluşsun.
Diğer kültürlere kapalı olan cemaatçi toplumları bu durumdan çıkarması ve onların gelişmesinde büyük katkısı olan televizyon toplumlardaki güzel ve orijinal kültür unsurlarını yıkmasıyla da olumsuz yönde etkilemektedir.
Özellikle televizyonu ele almamızın sebebi geçmişi televizyona göre daha eski olan radyonun kullanıldığı dönemde bu tahribatın ve kültürlerde ki unsurların yok olma oranının daha az olmasıdır. Radyo insanların yalnız kulağına hitap ederken televizyon hem görme hem de duyma duyularına göre hitap etmektedir. Bu da köy toplumlarında bu yaşam tarzına özentiyi doğurmaktadır.
Daha önce sadece köy şartlarına göre ve Bayburt çevresine göre hayatlarını planlayan insanlar artık Türkiye hatta dünya şartlarına göre yaşamlarını değerlendirmek de ve tanzim etmeye çalışmaktadırlar. Çünkü bu kitle iletişim araçları zaman ve mekan unsurlarını kaldırmışlardır. Dünyanın en ücra yerindeki bir olay anında diğer ülkelerde yayılmakta ve insanların haberdar olması sağlanmaktadır.
Hukuk Yapısı
a- Örfi Hukuk : Köy içerisindeki davranışlarda genellikle örfi hukuk hakimdir. Dini ve ahlaki yaptırımların da diğer örfi normlarla iç içe olduğu bu yapı bütün köylü tarafından birlikte yaşatılmaktadır. Fakat kitle iletişim araçlarının özelikle televizyonun etkisiyle bu yapıda son yıllarda büyük dejenerasyon yaşanmış ve eski sevgi saygı ilkesine bağlı titiz ilişki yumuşamaya başlamıştır.
b- Yazılı Hukuk : Bunun yanında miras boşanma vb. durumlarında ve şehir hayatına açılan yönünde yazılı hukuk kuralları geçerlidir. Ve bu kurallara köy halkı son derece bağlıdır. Ve köylüye göre hiçbir zaman devlete karşı gelinmez ve devlete karşı cephe oluşturulmaz devlet mukaddes bir yapıdır. Türklerin töresinden gelen devlete bağlılık esastır.
Köyde yok denecek kadar az boşanma olayına rastlanır. Son 50 yıl içerisinde yalnız 2 boşanma hadisesi yaşanmıştır.
Köyde cinayet olayı kesinlikle yoktur. Hırsızlık olayları ise zikredilmeyecek oranlarda ve çok basit tarzlarda yapılmaktadır. Çocukların başkalarının bahçelerinden izinsiz kopardıkları meyve ve sebzelerden ibarettir. Bunlarda fazla bir meblağlar teşkil etmezler ve mal sahibini aşırı zarara uğratıcı tarzda değildir. Zina olayı yoktur. Bu tür olaylara rastlanmamaktadır. Kan davası da aynen zina gibi yoktur. Köyün bilinen tarihi içerisinde bu tür bir olay yaşanmamıştır. Kız kaçırma olayı çok nadiren yaşanmaktadır. Bunlarda zorla kaçırmadan ziyade bir birinden hoşlanan iki gencin büyüklerini bu sevgiyi onaylamaması neticesinde olmaktadır.
Köydeki Merasimler
1- Çocukluk Çağ Törenleri
a) İsim Koyma : Çocuklara isim koyma da dikkat edilen hususlar çocuğa şan getirecek bir isim olmasına ayrıca daha önce yaşamış olan akrabanın ileri gelenlerin isimlerinin yeni doğan çocuğa konularak bu kişilerin isimlerinin yaşatılmasına dikkat edilmektedir.
Çocuk doğduktan sonra sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunmakta ve böylelikle bir çocuğun hem inançlarına hem de kültürüne bağlı, Anne babasına saygılı olacağına inanılmaktadır.
b) Çocuk Görme : Yeni doğan bir çocuğun görülmesi için ilk önce sade bir ziyaret yapılır yalnızca doğumdan dolayı rahatsızlık yaşayan anneye çeşitli meyve vb. gıda maddeleri hediye olarak götürülmektedir. Daha sonra ise çocuğa beşik takımı denilen ve içerisinde çocuk elbisesi çocuk beşiği kundaklama bezleri ve ayrıca maddi durumuna uygun olarak çeyrek, yarım veya tam altın bulunan bir hediye paketi ile ziyaret edilmektedir.
2) Dini Bayramlar
Dini bayramlarda halk iki üç gün önceden hazırlık yapmaya başlar çok ehemmiyet verilen dini bayramlara kadınların evlerde yaptığı tatlılar börekler, çörekler ve yöreye has kuş burnundan yapılan tatlı çorba dediğimiz bir komposto türü konuklara ikram edilmek üzere hazırlanır. Bayram günü bütün köylü namaza kalktıktan sonra cami önünde sıraya girer ve bayramlaşırlar. Ardında son zamanlarda köy imamı tarafından köylüye alışkanlık haline getirilen mezarlık ziyaretinden sonra akraba ziyaretlerine başlanır. Daha sonra köy dışında bulunanlar köye gelir yada köyden buralara giderler. Bu ziyarette küçük olanın büyüğü ziyareti beklenir. Ve bu ziyaretler bayram süresince devam eder.
3) Resmi Bayramlar
Resmi bayramlar köyde kutlama imkanı olmadığı için bu tür bayramlarda köylüler şehire gitmekte ve buradaki kutlamalara katılmaktadırlar. Yalnız 23 Nisan törenlerine çocuklar ve gerekse köy halkı çok büyük ilgi göstermekte ve çocuklarının yaptığı faaliyetler büyük bir ilgiyle köyün okulunda izlenmektedir.
Vatan ve millet sevgisini herşeyin üzerinde tutan köy halkı bu milletine ait bayramlarında milli bir şuur ve heyecanla desteklemekte ve mümkün olduğu nispette katılım göstermektedir.
4) Ölüm Adetleri
Köy halkı her konuda olduğu gibi kederli aileye her türlü katkıyı sağlamaktadır. Kaderli aile yas müddeti olan üç gün boyunca hiçbir işi yapmamak bütün bu işler köy halkı tarafından görülmektedir. Gerek mezarın kazılması, yıkanması ve defin işlerinin hepsi bir imece ile yapıldıktan sonra köy odasına gelinir. Burada üçgün boyunca süren faaliyetler şunlardır. Köylülerin ve gerekse yakın köylülerin ve akrabaların taziyeleri devam eder. Ayrıca köy halkından kuran okuyanlar bir araya gelirler ve ölen kişinin ruhuna hatim indirirler.
Ayrıca köy muhtar heyetinin belirlediği sıraya uygun olarak 3 gün boyunca hem köy odasında bulunanlara ve hem de kadınların bulunduğu eve yemek götürülür. Ve bu aileye gelen misafirlerin yemek ihtiyacıbu şekilde karşılanmış olur. Dördüncü gün ise akın akrabalar yemek getirir ve evde ölen kişinin eşyaları yıkanır ve böylece yas sona ermiş olur.
5) Mevlit Okutma
Köyde mevlit ölen kişinin ardından kırkıncı günü ailesi tarafından okutulur. Bu mevlitte köy halkına şeker ve kolonya ikram edilir.
Ayrıca düğünlerde mübarek gün ve gecelerde de mevlit okutulur. Köy halkı mevlit okutmaya büyük önem vermekte saygı göstermektedir. Ayrıca hayırlı bir işleri iyi bir şekilde sonuçlandığında da mevlit okutmak suretiyle bu işlerindeki olumlu sonuçlanmadan dolayı Allah'a hamt ve şükranlarını sunmaktadırlar.
Koyun Kültürel Yapısına Ait Bazı Özellikler
1) Batıl İnançlar
Köyde bir takım batıl inançlar görmek mümkündür. Akşam vakti tırnak kesmek, aynaya bakmak ve evi süpürmek ve bu çokları dışarı atmak uygunsuzluk ve kötülük getireceğine inanılır. Ayrıca sıcak suyun gece dışarıya dökülmesi, besmele çekilmede taş ve benzeri şeylerin atılması arazide tuvalet ihtiyacını giderme vb. şeyler yapıldığı zaman ise cin çarpacağına inanılır .Aksamleyin sakız çiğnerken ise bunun kötü olduğu ve çiğneyene ölü eti çiğneme şeklinde telkinler yapıldığını görmekteyiz.
Eski Rumi yılbaşı törenlerinde bazı batıl inançların olduğunu da görmekteyiz bunların sebebi ise buraların uzun bir zaman Rumların yönetiminde kalması ve Pontus Rum imparatorluğunun etkisinde kalkmasından dolayı bunların sonucunda oluşan bazı batıl inançlar görülmektedir.
Bunlardan bazıları şunlardır. Yapılan çöreklerden bazılarının içerisine para sokuyorlardı bu parayı bulunlar için o yılın iyi olacağına inanılırdı. Sabahleyin eve bir kuzu getirilirdi ve bu kuzunun uğur getireceğine inanılmaktaydı.
1.1. Nazar, Cin, Büyü, Falcılık
Köyde falcılık dışında nazar, cin ve büyüye inanılmaktadır. Nazara karşı bir takım dualar okunmakta ve ayrıca hocaya okunmakla bunun berteral edileceğine inanılmaktadır. Yine cin çarpması ve büyü hadiselerinde ise hocalar tarafından cinciler tarafından yapılan muskalar takılmakta ve bunların uygun gördüğü bir takım işler yapılmaktadır.
Ve ayrıca köyde bazı insanlar kötülüğünü istedikleri kişilere hatta kaynanalar kendi gelinlerine büyü yaptırarak bir anlamda çok büyük bir cahillik örneği göstermektedirler. Çünkü önemli olan bunların altında yatan düşüncedir. Bu yakıştırmam bu düşünce açısından önemlidir. Çünkü burada kendi çocuğunun mutsuzluğu ve kötü bir hayat sürmesi arzu edilmektedir.
1.2. Beddualar
a) Toprak başına
b) Bir eşyanın komşudan istenildiğinde reddedilmesi durumunda (evinde tek kalsın)
c) Kadam başına
d) Kara yere gidesin
e) Sıcak yatıp, soğuk kalkasın
f) Çocukların düzde kalsın
g) Çocuklarından bulursun inşallah
1.3. Dualar
a) Allah ne muradın varsa versin
b) Tükenmez, ekmek yiyesin
c) Ömrün sular gibi aziz ve uzun olusun
d) Allah dert verip derman aratmasın
e) bayramlarda büyükler küçüklere el öpme sırasında "Bayramın Mübarek olsun daima bu günlere gelesin."
1.4) Köyde Kullanılan Bazı Yöresel Kelimeler
Lor : Çökelek
Rapata : Tandırda ekmek yapmak için kullanılan bir araç.
Hatırcek : Tandırın üzerine kap koymak için yapılmış demir.
Aşkana : Tandırın üzerendeki dumanın çıkmasını sağlayan geniş baca
Hapen : Kepengin köydeki kullanımı
Merek : Hayvanların, otlarının konduğu yer
Kerme : Koyunların yatıp kalktıkları yerde biriken sıkışmış haldeki koyun pisliği yakacak olarak kullanılır.
Gadak : Camız yavrusu
Goc : Kütük
Lavlak : Salak, aptal
Terek : Raf
Tecir : Küplerin dizildiği tahta set
Tump : İki tarlayı ayıran toprak set
Gavar : Tarlanın sulamasında arkın suyunu tarlayı yönlendiren set
Cünüt : Tarlanın alttan su alarak bataklık haline gelmesi (Cömertlik -Vaha)
Kem : Otları bağlamak için yine ottan örülü bir urgan
A. Köyün Liderleri:
Köyde genellikle söz sahibi olan ve köylünün bir çok konuda fikrine danıştığı ve düşüncelerine saygı gösterdiği kimseler Köy Muhtarı ve Muhtar Heyeti İmam ve Öğretmendir. Bunların yanında köyün ileri gelen yaşlılarının da fikirlerine müracaat edilmektedir.
Bu etki derecesinde belirli bir oran belirtmek pek mümkün değildir. Çünkü hepsinin etkileme alanı farklıdır ve bu farklı olanlar arasında bir oranlamaya gitmek doğru olmaz. Muhtar köyün idaresinde ve köy kanunun uygulanmasında yetkilidir. Köye bir hizmet getirilmesi gerekirken öncülük yapmak gerekli resmi kurum yada kuruluşlarla yapılması gereken işleri halletmektedir.
Halk dini konularda ise imamın fikir ve düşüncelerinden faydalanmaktadır. Son derece dini değerlerine bağlı olan köy halkı bu değerleri tam özümseyemeyenlerin dışında imama son derece ve bağlılık ve saygı gösterirler. Oturma odalarında imama en güzel yer tanzim edilir ve onun sohbeti itina ile dinlenir. Girdiği toplumda ayağa kalkılarak karşılanır ve hürmet bulunulmaya çalışılır. Öğretmen yine aynı değere eşit bir şekilde görülür ve toplumda sözü dinlenir. Çünkü Halk bu insanlara saygı gösterirken şu düşünceye dayanır. "Biz bu kişilerin şahsiyetlerine gösterdiğimiz tevazunun daha üzerinde onların ilimlerine itibar ediyor ve tevazu gösteriyoruz. İlim sahibi insanlar en iyi değere layıktır. Onun için bizde onlara gereken sevgi ve saygıyı gösteriyoruz." Şeklinde bu düşüncelerini telaffuz ederler.
Devletin Köylü Üzerindeki Etkileri
Devletine ve milletin bağlı olan köy halkı mümkün olduğu kadar bu konuda devletine yardımcı olmaktadır. Devletin gerekli katkı ve yardımı ulaştıramamasına karşın köylü devletine bağlılığını sürdürmekte çünkü bu haksızlığın devletin değil hükümetlerin oy kaygısıyla yaptığı bir takım çıkarcı vaatler ve haksızlıklar olduğuna inanmaktadır. Bu gelip geçici hükümetlerin yapmış olduğu bu haksızlıklar sebebiyle devleti suçlamanın yanlış olduğunu ve devletin kutsallığını savunmaktadırlar.
Köylünün devletten beklentileri daha iyi sulama imkânlarının köylüye kazandırılması. Köylerde dahi ağır bir şekilde kendini hissettiğinden hayat pahalılığının sona ermesi ürünlerinin daha iyi para etmesi ve en azından daha verimli olmalarının sağlanması ve bu yönde yatırımların yapılması. Köye eğitici kursların getirilmesi dikiş, nakış vb
Köylünün sorunlarına daha çok çözümleyici adımların atılması çocuklarına daha iyi eğitim imkânlarının tanınması şeklinde beklentileri olmaktadır. Kısacası teknolojik açıdan gelişmiş ülkelerdeki insanların yaşamış olduğu insanca koşullar beklenmektedirler.
Köyün Siyasi Yapılanması
Köy halkı özellikle 35-40 yaşın üzerindeki kişiler siyasi konularda çok titiz ve çok dikkatlidirler. Televizyon ve radyolardan siyasi gelişmeleri genellikle günlük olarak takip etmekte ve kendi aralarında bunun krıtiğini yapmaktadırlar. Memleket meselesini çok yakından ve çok dikkatle izleyen köy halkının bu konudaki yaklaşımların belirgin olarak görmek mümkündür. Hangi siyasi parti kendi manevi değerlerine daha yakınsa bunu araştırmaktadırlar. Maddi kaygılarında ötesine geçirdikleri manevi değerlerin korunması ve yaşatılması olan köy halkı ön planda bu konuya ehemmiyet vermektedir.
Çünkü onlara göre Maddi gelişme manevi kalkınmanın ve bu değerlere bağlılığın sonucunda gerçekleşir. Dolayısıyla bu köylü için ana kriterdir.
Köydeki Seçim Sonuçları
Köyde 1983 seçimlerinde Türkiye'nin de tercihi olan ve tek başına iktidarı olan ANAP oyların istisnasız olarak hepsini almıştır. Azınlıktaki sol eğilimlilerin ve sağın en aşırı diye bileceğimiz konumunda olanlarında oylarını ANAP a verdiği görülmektedir.
Fakat daha sonraki seçimlerde oyların dağılımı ANAP, DYP, RP, gibi partilere verildiği görülmektedir. 3 kişinin CHP ye olan oyları dışında.
Fakat daha sonraki 94 seçimlerinde ise ayların bu günkü FP; önceki şekli olan R.P. olduğunun görmekteyiz. % 80 oranında oyların R.P gittiği görülmektedir. Dini değerleri ön planda tuttuğu görülen köy halkının bu ağırlıklı eğilimlerinin devam ettiği de görülmektedir. Yapmış olduğumuz ankette de bunun böyle olduğu ortadadır. Yaklaşık % 60 oranında Fazilet partisini tercih etmişlerdir.
Yine anketteki soruların cevaplarında çıkardığımız bir sonuç bunu güçlendirmektedir. Halk bir siyasi parti belirlerken, manevi değerlere ağırlık vermesi gerektiğini belirtmişlerdir. Köydeki iki İlçe seçim kurulundan alındığımız seçim oranları döneme ait
1991 seçimleri 1994 Seçimleri
ANAP : 54
CHP : 4
DYP : 1
DSP : 0
MHP : 2
DYP : 0
RP : 111
HDP : 8
DSP : 5
İP : 0
MP : 0
MHP : 8
RP : 92
YP : 0
Köyde Sosyal Değişimler
Köy şehir ilişkileri buraya tamamen yerleşimlerin dışında yalnızca ihtiyaçların karşılanmasını amaçlayan günü birlik şehre gidip gelmekten ibarettir. "Köy şehir arası çalışan ilk ne zaman çalışmışlar kimler tarafından halkın bu yöndeki isteklerine cevap vermektedir. Bu faaliyet 1970'li yıllarda başlamıştır. Ve köyde ilk dolmuş Hüseyin Öz tarafından çalıştırılmaya başlamıştır." Diğer şehirlere oranla komşu şehirlere kapalı ve ticari faaliyetler yönünden pek fazla aktivitesi olmayan Bayburt köye de pek sosyal değişme ve şehir yaşamı konusunda pek katkıda bulunamamıştır. Bu konuda köy hayatının şehir hayatına adaptasyonu veya benzerlik göstermesi daha çok Bayburt dışında yaşayan çevrelerden ve 70 insanın Almanya da işçi olarak bulunması hatta yine bunların bir bölümünün aileleriyle birlikte kalması köy döndüklerinde ise buralardaki hayat tarzını belli ölçüde köye yansıtmalarının büyük katkısı olmuştur.
a) Köyün Şehir ile İletişimi ve Şehir Etkileri
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi köyün bağlı bulunduğu şehir olan Bayburt'la bağlantısı yalnız günü birlik gidip gelmeler ve günlük ihtiyaçların karşılanmasından ibarettir. Sanayinin sıfır denebileceği Bayburt halkına yeterli istihdamı sağlayamadığı için halk kendi kazancını daha uzak memleketlerde hatta Almanya, Fransa gibi dış ülkeler de aramaktadır.
Bu büyük şehirlerde çalışanların gördüklerini ve yaşadıklarını belli ölçüde köye aktarmaları ve şehir yaşamını artık televizyonlarıyla da takip eden köylüler bu konuda bir çok köye oranla daha iyi denebilecek durumdadır.
b) Şehre Göçlerin Oranları
Şehre göçlerin oranları oldukça yüksek olmaktadır. Köyde şu anda yaşayanların Yaklaşık 2 katına yakın insan çeşitli şehirlere göç etmiştir. Bunların bir kısmı köyle bağlantısını tamamen kesmiş bulunmakta iken bir kısmı yazları tatil amacıyla köye gelip birkaç gün kalmakta ve eski yaşadıkları yerlerde olan özlemlerini gidermektedirler. Köyle ekonomik bağları tamamen kopan bu göç etmiş kişiler manevi bağlarını koparmamışlardır. Fakat bir sonraki kuşakta hem maddi hem de manevi bağlarda büyük kopukluk görünmektedir. Tamamen şehir kültürünü özümsemiş olan bu nesil köyle yaşam tarzı itibariyle tamamen kopma noktasına gelmiştir.
Öyle zannediyorum ki köyde şehir arasındaki bağı koruyan nesil ortadan kaybolduğu zaman bu insanların çocukları kendi atalarının topraklarını tamamen unutacak ve asıl kopma o zaman yaşanacaktır. Ve tamamen şehirlileşen bu nesil artık ziyaret amacıyla da olsa bir daha köye gelmeyecek ve şehir toplum içerisinde yaşamaya adaptasyonunu da tamamlamış olacaktır.
Köylünün Şehir Hayatına İlişkin Düşünce ve Tutumları
Köylülerin şehir hayatına ilişkin düşünceleri büyük oranda olumlu olmasına rağmen şehre göçen bir insanın iş kuracak yeterli sermayeye sahip olamayışı ve aynı zamanda bu konuda yeterli deneyime sahip olmayışı insanları şehre göçten alı koymakta ve bu tür düşüncelerini ertelemektedirler. Aslında bir çok aile şehir yaşamının büyük ölçüde benzeri olan bir yaşamı köye taşımıştır. Bu nimetlerin bazılarından faydalanmaktadır. Fakat evdeki bu yaşam benzerliği iş alanlarına ve iş yaşamına yansımamıştır. Yine çiftçilik, ve hayvancılık yapan bu insanlar ancak belli ölçüde bu konularda modern donanıma kavuşabilmişlerdir.
Şehir hayatına olumsuz bakanlardan da söz etmek mümkündür. Bu insanların düşünceleri ise köy hayatı hem güvenli hem sefalet riski az, havası, suyu temiz gıdaların bir çoğu doğal ve ilişkiler samimi şekildedir. Şehre göç ettiklerinde bu tür nimetlerden uzaklaşacaklarını ve belki de sıkıntıya düşeceklerini ileri sürmektedirler.
Teknolojik Yenilikler ve Sosyal Değişme
Köyde teknolojik yenilikler sosyal değişme açısından büyük ölçüde değişim meydana getirmiştir. Bunları sırasıyla ele alacağız.
Elektriğin köye gelmesiyle belki de köye en büyük gelişme yaşanmış ve çok büyük yenilikler ve teknoloji ürünleri halkın isteğine ve hizmetine sunulmuştur. Hatta halka "Biz daha önce nasıl yaşıyorduk, o zor şartlara nasıl ayak uyduruyorduk" dedirtecek kadar büyük bir değişim yaşatmıştır.
Köy halkından dış ülkelerde çalışanların bazıları köye elektrik gelmeden bu dayanıklı tüketim mallarını getirmişler bunu daha önceden özümsemişlerdir. Fakat bunun yanında bu gelişmeyi özümseyemeyenlerin yanında faydasını daha sonra görenler bunu özümsemişlerdir. Köyde bu konu da taklit çok fazla yaygındır. Biri herhangi bir konuda bir değişme yapmışsa bunu hemen amahıya gitmektedirler. Belki bunun bir kısmı kıskanma duygusu bir kısmı taklit yoluyla gerçekleşmektedir. Ama ne yönde olurlarsa olsun bir özenti sözkonusudur.Bu özentiye örnek olarak şunları göstermemiz bu konuyu yeterince aydınlatacak ve tespitimiz de bizi doğrulayacaktır kanaatindeyim.
Örneğin 1997 yıl. itibariyle söyleyelim traktörü olanlardan bir ikisinin biçer makinesi olması ve bunun faydalarından bahsetmesi diğer traktör sahiplerinde harekete geçirmiş ve hemen her traktör sahibi biçer makinesi sahibi olmuştur. Yine bir kaç ailenin yaptırdığı elektrikle çalışan ot kesme makinesi çok kısa zamanda çok hızlı bir şekilde yayılma göstermiştir.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Belli bir dönem benimsenmeyen bir yenilik bir süre sonra topluca benimsenme özelliği göstermektedir.
Televizyon ve Radyonun Sosyal Hayata Etkileri
Televizyon ve radyonun özellikle de televizyonun toplumsal hayata olan etkisi küçümsenmeyecek boyutlardadır. Bu etki yaşam itibariyle yeni nesli daha fazla etkilenmekte, insanların toplum hakkındaki, siyasi, ekonomik vb. bütün konulardaki fikirlerinin oluşumunda çok büyük bir etki yapmaktadır. Boş zamanlarının büyük bir çoğunluğunu televizyon izlemekle geçiren insanlar ondan bir hayli etkilenmektedirler. Değişim ve yenilikleri televizyondan görerek öğrenen insanlar eğer bu değişim veya yenilik kendi kültürel yapılarını uygunluk gösteriyorsa ve ona sahip olabilecek kudrete de sahiplerse bunu yaşamlarına katmakta ve ondan faydalanmaktadırlar.
i) Televizyon da En Çok İzlenen Programlar :
Bunu kuşaklara göre değerlendirmenin daha uygun olacağını ve bu uygunluğun yanında doğru tespit konusunda da faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Yaşlıların en çok rağbet ettiği programlar. Başta haber programları olmakla beraber eğitici programlar. Genlerde ise başta spor olmak üzere müzik ve haber programları ve komedi filmleri Polisiye filmler. Çocuklar da ise, çizgi film. Komedi ve karate filmleri şeklinde olduğu görülmektedir.
Fakat bir ayırım yapmak gerekirse spor programlarına ilgi genç erkeklerde genç kızlara oranla daha fazla olduğu görülmektedir.
ii.) T.V'nin Sağlık, Eğitim, Moda, Üretim, Tüketim Sosyal İlişkiler. Konuşma Siyaset Davranış ve Tutum Üzerindeki Etkileri.
Televizyonun bütün bu alanlarda etkileri görülmektedir fakat bu etki dereceleri farklıdır. sağlık ve eğitim konusunda halk televizyonun köy girmesiyle büyük oranda bilgilenmiş ve yaşamlarına uygulamışlardır. Fakat moda köyde çok büyük etki yapamamıştır. Daha ziyade kendi çevrelerine uygun giyimi seçen halk modaya rağbet etmemektedir. Üretim ve tüketim şeklini etkilemiştir. Önceleri daha az teknoloji kullanılırken bugün daha ileri bir noktaya gelinmiş daha önce ki tüketim alanlarına yenileri eklenmiş ve diğerleri değişme göstermiştir. Örneğin tüketilen gıda maddeleri farklılaşmış, zenginleşmiş, yapılan yemek çeşitleri artmış yöresel yemekler yanında daha modern tarzlarda yapılan yemek çeşitleri ortaya çıkmıştır. Daha iyi bir yaşam için gerekli olan dayanıklı tüketim mallarına ilgi artmış ve ev eşyalarının şekli ve türü fonksiyonel açıdan değişme göstermiştir. Bunların dışında sosyal ilişkiler, zayıflamış, samimiyet azalmıştır. Konuşma ağız itibariyle bir değişme göstermemesine karşın içerik açısından değişmeye uğramıştır.
Davranış ve tutumlarda değişme olmuştur. Çocukların büyüklere olan saygısı azalmış ama önceleri büyüklerin yanında pek söz hakkı olmayan küçükler büyük ölçüde bu haklarına kavuşmuştur. Büyüklerin her şeyi bildiği kanaati yıkılmaya başlamış ve yeni nesildeki eğitim düzeyinin yükselmesi büyüklerin çocuklardan ve çocukların yaşlılardan öğrenecekleri şeylerin olabileceği düşüncesini oluşturmuştur.
c) Telefonun Sosyal İletişimdeki Rolü
Telefonun sosyal iletişimdeki rolü çok önemli boyuttadır. Önceleri haberleşmenin kulaktan kulağa olduğu dönemleri incelemek gerekirse bugün gelinen nokta çok önemli ve aynı zamanda sağlıklı haber alma açısından da güvenilir olduğu görülmektedir. Örneğin İstanbul veya diğer şehirlerde yaşayan akrabalar dan alınan haberle başkalarının ağzından olduğu için bu haberlere onların da düşünceleri katılmakta ve haber belki de kaynağındaki halinden çok farklı şekillerde köye ulaşmaktaydı. Artık haberin kaynağına kolayca ulaşıldığı için bu tür sorunlar ortadan kalkmıştır. Köyde telefonu bulunmayan çok nadir ev olması bu teknoloji ürünün ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını ortaya koymak açısından yeterli bir sebeptir.
Traktör ve Biçer Döverin Üretim Biçimi Verimlilik ve İstihdam Üzerindeki Etkileri.
Traktörün kullanımıyla üretim daha çabuk ve kolay yapılmakta insanların karasaban ve benzeri üretim araçlarıyla yaşadığı zorluğun yanında verimin düşüklüğü gibi problemleri ortadan kaldırmıştır. Taşıma kolaylığı işlerin zaman açısından daha kısa sürede tamamlanması söz konusu olmuştur. Taşıma kolaylığı işlerin zaman açısından daha kısa sürede tamamlanması diğer işlere de zaman ayırmayı mümkün kılmakta. Daha az enerjiyle daha fazla iş yapma imkanına sahip olmaktadırlar. Tarlaların çok parçalı oluşu biçerdöver kullanımını hem imkansız hale getirmekte hem de masrafını karşılayamama gibi bir durum ortaya çıkarmaktadır. Yalnız biçer kullanımı olmakta ve buda köy açısından yeni sayılan bir modernleşme olmaktadır. İstihdam açısından değerlendirmek gerekirse daha önce insanların gücüne ihtiyaç duyulduğu için günlükçü çalıştırılan bazı tarlalarda artık bu makine kullanımı neticesinde bu tür bir güce ihtiyaç duymaması istihdamı azaltıcı etki yapmıştır.
Teknolojik Yenilikleri Benimseyenler ve Benimsemeyenler ve Sosyolojik Yorumu
Köyde teknolojik yenilikleri benimseme oranı yüksektir. Fakat bunun yanında benimsemeyenlerde vardır. Köylülerin büyük bir kısmı büyük şehirlerde yaşamış ve teknolojiyle iç içe olmuş Almanya, Fransa gibi dış ülkelerde teknolojiyle çalışma imkanını bulmuş olan bu insanlar bu rahat yaşama koşullarını belirli oranlarda köye yansıtmışlardır. Bu yüzden bu kişilerde teknolojiye karşı bir tavır görülmemektedir.
Karşı çıkanlarda ise atalarının daha zor koşullarda çalıştığını en azından bugün gelinen noktanın bu koşullara oranla çok lüks olduğunu ve aşırı gelişmenin çok fazla ve hayatın her alanında yeniliğin gereksiz olduğu düşüncesi vardır.
Fakat bir izlenimimi aktarmak istiyorum bu izlenimim sanıyorum doğru yöndedir. Çünkü gördüğüm örnekler beni bu tür bir tespite zorlamıştır.
Daha önceleri yukarıda da ifade ettiğimiz sebeplere benzer sebeplerden dolayı teknolojinin fazlasının gereksizliğini savunan kimselerden bazıları ekonomik yetersizliklerini bertaraf ettikten sonra daha modern bir yaşama tarzına özenmeye ve bu yönde çabalar sarf etmeye başlamışlardır. Görülüyor ki bu tür sebeplerin altında yatan ana düşünce budur insanların maddi yetersizlikleridir. Yoksa gerçek manada bir yozlaşmadan ileri gelen bir tepki değildir.
Hemen yanındaki kişi makineyle iş yaparken kendisinin daha primitif ilkel koşullarda çalışmasının farkına varamayacak kadar cahil bir kişinin olabileceğini düşünmek çok zor olsa gerek.
SONUÇ
Bayburt ili Aydıntepe İlçesine bağlı Erik dibi köyü sosyo kültürel iktisadi ve diğer alanlar da ki yapılarında sosyo kültürel iktisadi ve diğer alanlar daki yapılarında göze çarpan değişmeleri ve gelişmeleri ortaya koymaya çalıştık.
Bu çalışmada şunu gördüğümüz söyleme bilir köyde bazı kitle iletişim araçlarının kullanımı ve köye dışardan gelen köylülerin yakınları bu köyde öneli ölçüde değişim meydana getirmiş, köy hayatını adete bir şehir yaşamına dönüştürmüştür. Köyün otantik yapısından pek fazla bir şey kalmamıştır.
Köyün yaşam tarzını üç boyutta değerlendirmeye çalıştık köyde bugünkü durumdan farklı olarak yaşam nasıldı. İnsanların geçim kaynakları, haberleşme, ulaşım vasıtaları, boş zaman faaliyetleri, gibi sosyal etkinlikleri nelerdi. Bunları araştırmaya çalıştık ve bu konuda köyün yaşlılarından istifade ettik. Bu geçmiş yaşam tarzına bakarak bu gunki gelinen noktayı bir küçük yerleşim birimi olan köy hayatı açısından etkileyen maddi ve manevi unsurların etkisini ifade etmek ve bunların etkileme boyutunu da ortaya koymak gerekirdi.
Çünkü Sosyal olaylar diğer hadiseler gibi (ekonomi, olayları vs. ) tek sebepli bir faktöre bağlı olarak değişme ve gelişme göstermez. Sosyal hadiselerdeki değişimin altında bir çok sosyo-kültürel, ekonomik, siyasi, hukuki vb. hadisenin etkisinden bahsetmek gerekir.
Ortaya konan bu araştırma bu güne kadar köy halkında ortaya konmamış bilgiler itibariyle ilk araştırma olduğu için bundan sonraki yapılacak araştırmalarda bir adım olması itibariyle önemli olmaktadır.
Bu araştırmayı yaparken yaşadığımız yazılı kaynak sıkıntısını düşünerek böyle bir kanaate varmaktayız. Köy halkının da böyle bir araştırmayla ilk kez karşılaşıyor olması geniş açıklamalara vesile olmuş ve köy halkı geniş bir aydınlanmadan sonra ancak gereken desteği sağlamıştır.
Her türlü güçlüğe rağmen köyü belirli yönleriyle ortaya koyan bu çalışmaya emeği geçen bütün Erikdibi köy halkına bir kez daha teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz.
Köyün siyası yapıya ve bu konulara oldukça ilgili olduğu görülmektedir. Ayrıca köy hem ekonomik hemde sosyo-kültürel açıdan şehirle irtibat halindedir ve bağımsız olduğu söylenemez. Ayrıca kapalı bir ekonomik yapıya da sahip değildir.
Kitle iletişim araçlarının da etkisiyle halk köyün dışındaki değişim ve gelişimlerle de yakından alakadadır.
Fakat önemli bir tesbit olarak şunu da belirtmek gerekir ki Türk Sosyalojisi köy araştırmalarında kendine ait bir terminoloji ve kendine ait yeni bir çalışma metodu, araştırma yöntemleri bulmak zorundadır.
KÖYLÜNÜN DİLEK VE TEMENNİLERİ
Köy halkının Devlet Ricalinden beklentileri;
Köy Yolunun asfaltlanması, daha geniş Sulama imkanlarının köye kazandırılması, sadece seçim dönemlerinde kendilerinin hatırlandığını ifade eden köy halkı aslında bunun bütün ülke için geçerli olduğunu düşünmektedirler. En azından devamlı hatırlanmak ve inanca yaşamak için çokta fazla şeyin gerekmediğini ifade eden köy halkı temenni ve isteklerini her şeye rağmen şu şekilde sonuçlandırmaktadır.
"Allah Devletimize ve Milletimize Zeval Vermesin.
Onun dışında bu tür sorunlar aşılabilecek sorunlardır."
SÖZLÜ KAYNAKLAR
Kurt Bahadır, Köy Eski Muhtarı, Yaş 40
4- Öz Hatice, Ev Hanımı, Yaş 50
5- Öz Yusuf , Köy İmamı, Yaş 52
6- Öz Bedri , Kooperatif Yoluyla Yurt Dışına Giden İşçi, Yaş 53
7- Bayansal Safiye, Ev Hanımı, Yaş 70
8- Öz Sabahat, Ev Hanımı, Yaş 48
9- Bilgin Şehrinaz, Ev Hanımı, Yaş 60
10- Topcu Mehmet İnşaat İşçisi, Yaş 40
11- Kurt Yılmaz Çiftçi, Yaş 65
12- Bilgin Fikret, Köy Muhtarı, Yaş 45
13- Hazer Osman, Çiftçi, Yaş 45
14- Kurt Nuri, Meyva Yetiştiricisi, Yaş 45
15- Kurt İhsan, Emekli İşci, Yaş 65
16- Kurt Halit, Köy Öğretmeni, Yaş 45
17- Hazer Hediye, Ev Hanımı,Yaş 45
18- Şen Vahide, Ev Hanımı, Yaş 45
19- Öz Asım, Çiftçi, Yaş 40
20- Kurt Savaş, Köy Eski Muhtarı, Yaş 40
21- Öz Enver, Dolmuşçu, Yaş 55